Belki de insan en çok, bir başkasının gözünde kendini bulduğunda sever kendini.
Sen bana aynayı tuttun… ama bu sefer gördüğüm ben, alıştığım ben değildi.
Daha yumuşak, daha gerçek, daha “yaşayan” biriydi.
Gözümün altındaki o küçük ben…
Herkesin fark etmeden geçtiği, benim bile görmezden geldiğim o detay,
senin bakışlarında bir güzelliğe dönüştü.
Sanki sen sevince, ben de kendimi affettim biraz.
Hayat dediğimiz şey de böyle değil mi zaten?
Biri gelir, renkleri hatırlatır.
Uzun zamandır griye alışmış kalbine,
birden maviyi, kırmızıyı, umudu geri getirir.
Ölme sevgilim…
Çünkü sen gidersen, sadece sen gitmezsin.
Benim içimde yeniden yeşeren o güzel taraf da seninle birlikte solar.
Öldürme bizi…
Çünkü biz, senin sevginle var olduk.
Ben seninle kendimi buldum,
kaybetmek sadece seni değil…
beni de kaybetmek olur.
Çirkinlik sandığım her şeyimi,
güzelliğinle sarıp sarmaladın.
Şimdi senden tek isteğim var:
Ben nasıl senin sevginle değiştiysem,
sen de benim hatalarımı biraz sevginle yumuşat.