O gün anladım;
mutluluk büyük şeylerde değil,
birlikte dinlenen bir şarkının
aynı yerinde susup birbirine bakabilmekteymiş.
Plak döndükçe zaman da yumuşadı,
odanın içi eski bir hatıraya benzedi,
sanki biz o anı daha önce de yaşamışız gibi
aynı melodide buluşan iki yabancıydık.
Parmakların kapağın kenarında gezinirken
ben içimden sana söyleyemediğim cümleleri sayıyordum,
her notada biraz daha yaklaşırken
aslında en çok o mesafeyi seviyordum.
Çünkü o aralıkta umut vardı,
çünkü o boşlukta kalp atışların duyuluyordu,
ve ben ilk defa bir şarkının
bitmesini istemiyordum.
Gün akşama eğildi usulca,
ışık pencereye yaslandı,
plak son turunu atarken
içimde bir şey kalıcı oldu.
Belki de aşk dediğimiz şey,
tam olarak o andı...
ne bir itiraf, ne büyük sözler,
sadece aynı şarkıyı
aynı yerinden sevebilmekti.