Mustafa ☆

Tragedya kahramanı açı çekmek zorundadır; çünkü o ilkel babadır, sözünü ettiğimiz büyük ilkel tragedyanın kahramanıdır ve burada bu tragedyanın art niyetli bir temsili sözkonusudur. Trajik suça gelince, bu da, kahramanın, koroyu temize çıkarmak için kendi üstüne almak zorunda kaldığı suçtur. Sahnede geçen olaylar, gerçek tarihsel olayın iki yüzlü ve incelikli bir tahrifini temsil etmektedir. Çok uzak geçmişte kalan gerçeklikte, kahramanın çektiği acıların nedeni koro üyelerinin kendileridir. Oysa, burada, tersine, sanki çektiği acıların nedeni kendisiymiş gibi, koro üyeleri yanıp yakınmakta, duygudaşlık gösterilerinde bulunmaktadırlar. Kahramana yüklenen suç -büyük bir otoriteye karşı saygısızlık ve isyan- aslında, koro üyelerini, erkek kardeşler sürüsünü ağırlığı altında ezen suçtur. Ve yine böylece, trajedi kahramanı, kendi iradesi dışında koronun kurtarıcısı mertebesine çıkar.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İlkel insanlarda fikirlerin mutlak gücünün narsisizm lehinde bir kanıt teşkil ettiği doğru ise, insanoğlunun dünyayı anlayış tarzının gelişmesiyle bireyin libidosunun gelişmesi arasında paralellik kurabiliriz demektir. Bu takdirde şöyle bir durum ortaya çıkıyor: animist aşama, gerek zamanı gerekse içeriği bakımından narsisizme; dinsel aşama ise libidonun ana baba üzerinde tespitinde karakteristiğini bulan nesnelleştirme kademesine tekabül eder. Bilimsel aşamaya gelince, bunun karşılığı bireyin olgunluk hali olup, karakteristiği haz peşinde koşmaktan vazgeçiş ve dış objenin seçiminde gerçekliğin teamüllerine ve gereklerine uyuştur.
Animist aşamada, insanoğlu mutlak gücü kendi kendisinde görür; dinsel aşamada bu gücü tanrılara bırakmıştır ama bundan büsbütün de vazgeçmez, çünkü tanrıları etkileyip onların kendi arzularına göre hareket ettirebilme gücünü saklı tutar. Bilimsel dünya anlayışında ise, artık insanın mutlak gücüne yer yoktur; insanoğlu küçüklüğünü anlamış, bütün diğer doğal zorunluluklara boyun eğdiği gibi, ölümü de tevekkülle karşılar olmuştur. Fakat gerçeğin yasalarıyla birlikte hesaba katılan insan aklının gücüne beslenen inançta hala o eski mutlak güç inancının izlerine rastlanmaktadır.
Bir histerinin, deformasyona uğramış bir sanat eseri; obsesif nevrozun, deformasyona uğramış bir din; paranoyak hezeyanın da, deformasyona uğramış bir felsefe sistemi olduğunu aşağı yukarı söyleyebiliriz.
🎵 Ay bulutta bulutta Çemberim kaldı dutta Gelivercesen gel gari Beni koma umutta