Mustafa ☆

Bir atasözü
Kelimeler ruhtan dökülürse ruha girermiş de, ağızdan dökülürse kulağın hududunu aşamazmış.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
.. Bugün ferdî mesâînin nedir mahsûlü? Hep hüsran; Birer beyhûde yaştır damlayan tek tek alınlardan! Cihan artık değişmiş, infirâdın var mı imkânı, Göçüp ma’mûrelerden boylasan hattâ beyâbânı?.. Yaşanmaz böyle tek tek, devr-i hâzır: Devr-i cem’iyyet. Gebermek istemezsen, yoksa izmihlâl için niyyet, “Şu vahdet târumâr olsun!” deyip saldırma İslâm’a; Uzaklaşsan da îmandan, cemâ’atten uzaklaşma. İşit, bir hükm-i kat’î var ki istinâfa yok meydan: “Cemâ’atten uzaklaşmak, uzaklaşmaktır Allah’tan.” Nedir îman kadar yükselterek bir alçak ilhâdı, Perîşân eylemek zâten perîşân olmuş âhâdı ? Nasıl yekpâre milletler var etrâfında bir seyret? Nasıl tevhîd-i âheng eyliyorlar, ibret al, ibret! .. infirad: ayrılık, bireysellik ma'mure: şehir beyaban: kır, çöl izmihlal: yok oluş istinaf (et-): itiraz etmek, bozmak ilhad: dinsizlik ahad: fertler, bireyler tevhid-i aheng (et-): birlik ve uyum içinde olmak
.. Bu haybetten usandık biz, bu hüsran artık elversin! İlahi! Nerde bir nefhan ki, donmuş hisler ürpersin, Serilmiş sineler, kabusu silkip artık üstünden, "Hayat elbet hakkımdır!" desin, dünya "Değil!" derken? haybet: yokluk, yoksunluk hüsran: yitim, acı nefha: esinti
.. Seller gibi vadiyi eninim saracakken, Hiç çağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım. Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz; İnler "Safahat"ımdaki hüsran bile sessiz!