Otuz yıllık bir aşk var, oku mutlaka kitabı diyenlere öncelikle selam olsun! Aşk neresindeydi kitabın? Başında, ortasın, sonunda… Neresinde? Şehnaz’ın giden zamanı, parçalanan ruhu, tamir edilmeyen kırgınlıkları…
Annesi Ayhan hanım, oturaklı, ciddi, saygın bir öğretmendir uyurgezer olmadığı güne kadar. Şehnaz ise üniversitenin en karizmatik, en yakışıklı, kendini beğenmiş, ukala hocasına aşık olur. Anlaşmalı ilişkide son söz bay E.’ye aittir, nerdeyse ilişkinin dokuzuncu yılına kadar.
Bir de çok kızdığı, kıskandığı Eyşan, sevgili E’nin eşi… Kitabın sonunda ondan özür diliyor, annesinden, anneannesinden ve kendinden…
Kitabın sonunda “ Belki gerçekten de boşa geçmiştir “ diyen Şehnaz mıydı? Tüm sevdikleri ya da onu o yapan kişiler etrafında olduğu sürece yeniden şansı olsaydı farklı bir şeyler dener miydi? Nenesi deli Esme’den mi mirastı onlara bu Nöroloji durumlar?
Kitabın anlatımını, dilini, bitmek bilmeyen fiilimsilerle bezenmiş cümleleri çok hoşuma gitti. Son cümlem şu olsun kitapta bir aşk yoktu, kör bir saplantı vardı.