Sis sanki ayaklandırıyor
yamaçları sisle çalkalanıyor böğrümüzdeki ova bana çarpıp kırılıyor mahpusluk düşüncesi ben güya şiirler yazdığım için mahpusmuşum.
mahpus olduğu için şiirler yazarmış Ho amca
Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum
kökten dallara yürüyen sular gibi yürürüm
kömür ocaklarına, çapalanan tütüne yürürüm
hüzün ve ağrılar çarelenir
dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye torna tezgahlarında demir.
Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen yürürüm yürüyüşümdür
yeryüzünün halleri kanla dolar pazuları tarladakinin hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri.
Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum
bahar da sürgülenir içime katranlar da hem koşarak yarattığım sevgiler vardır
hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum.