Hiçbir olay karşısında büyük sevinç ya da büyük üzüntü duyulmamalıdır; bunun bir nedeni, bu olayı her an yeniden biçimlendirebilecek olan, tüm şeylerin değişebilirliğidir; bir başka nedeni de, bizim için yararlı ya da zararlı şeyler hakkındaki yargımızın yanıltıcılığıdır; bu yanıltıcılık yüzünden hemen herkes bir defa, sonradan kendisi için çok iyi olduğu ortaya çıkan bir şeyden yakınmış ya da en büyük acılarının kaynağı olacak bir şeye sevinmiştir.
Zamanın etkisi ve şeylerin değişebilirliği sürekli göz önünde bulundurulmalı ve şu anda olup biten her şeyin derhal tam tersi hayal edilmelidir; demek ki, mutlulukta mutsuzluk, dostlukta düşmanlık, güzel havada kötü hava, sevgide nefret, güvende ve açıklıkta ihanet ve pişmanlık ve bunların tersi de, sürekli canlı bir biçimde göz önüne getirilmelidir. Bu bize dünya bilgeliğinin kalıcı bir kaynağını verecektir ve sürekli temkinli olup, kolay kolay aldatılmamamızı sağlayacaktır.
Birisi bizim için gerçekten çok değerliyse, bunu ondan sanki bir suçmuş gibi gizlemeliyiz. Bu elbette pek sevindirici değildir, ama doğrudur. Bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar.
Kadın olsun, erkek olsun herkese ara sıra, ondan bal gibi de vazgeçebileceğimizi duyumsatmak yararlıdır, dostluğu pekiştirir; hatta, çoğu insana ara sıra birazcık küçümseme hissettirmenin bir zararı yoktur: Böylece, dostluğumuza daha da çok değer verirler.
Hiç kimse, kendinden fazlasını göremez. Bununla demek istiyorum ki: Herkes başkasında, kendisi olabildiği kadarını görür, çünkü onu ancak kendi zekâsı ölçüsünde kavrayabilir ve anlayabilir.