Eskiden reklam sektöründe reklamlar temelde akılcıydı. Reklamda söylenenler nesnel olmasa bile müşteriyi ikna etmek için son derece mantıklıydı. Oysa çağdaş, reklamcılığın büyük bir bölümü farklıdır, akla değil duygulara seslenir.
Kararı verenin kendimiz olduğuna kendimizi inandırırız, ama aslında dürtülerimiz, yalnız kalma korkumuz ve yaşamımıza, özgürlüğümüze, rahatlığımıza doğrudan tehditlerin zorlamasıyla başkalarının beklentisine uyarız.