satırarası

satırarası
@Isabella03
Okudukça kendini arayan biri Duygu • Psikoloji • İnsan Altı çizilen cümleler, içten incelemeler Kitaplar bazen iyileştirir
Çürüyen Adalet,Normallestirilmeye Çalışılan Ölümler
Normalleşen Ölüm, Çürüyen Adalet Bir ülkede en tehlikeli şey, kötülüğün artması değil; kötülüğün sıradanlaşmasıdır. Türkiye’de çocuk ve kadın ölümleri artık “haber başlığı” kadar kısa bir ömür taşıyor. Birkaç gün konuşuluyor, sonra yeni bir acı gelene kadar unutuluyor. Asıl felaket tam da burada başlıyor: Alışıyoruz. Çocuklar suçlu diye etiketleniyor, ama onları suça iten düzen sorgulanmıyor. Kadınlar öldürülüyor, ama faillere verilen mesaj çoğu zaman net değil: Yaparsan yanına kalabilir. Cezasızlık, sadece hukuki bir sorun değildir; toplumsal bir davetiyedir. Çünkü adalet zayıfladıkça, şiddet cesaret bulur. Bir ülkede çocuklar korunmuyorsa, kadınlar güvende değilse, orada sorun bireylerde değil; sistemdedir. Hukuk, güçlüye kalkan, zayıfa duvar olduğunda adalet olmaktan çıkar. O zaman ölümler istisna değil, düzenin parçası hâline gelir. Bu bir güvenlik meselesi değil sadece; bu bir vicdan meselesidir. Çocuk ölümü “kader”, kadın cinayeti “münferit” sayıldığı sürece, adalet sadece mahkeme salonlarında değil, toplumun kalbinde de kaybedilir. Gerçek adalet, mezar taşlarından değil; hayatta kalanlardan okunur.
Reklam
1984
Orwell için savaş, yalnızca insanların ölmesi değildir; insanların kurduğu anlamların, ürettiği bilginin, inşa ettiği kültürün de sistemli biçimde yok edilmesidir. İnsan ölür, yerine başkası gelir; ama bilgi yok edilirse, insanlığın birikimi kesintiye uğrar. Asıl tehlike tam da buradadır. Çünkü savaş, sadece bugünü değil, geleceği de hedef alır.
Düşünce
Adalet Güçlü Olanın Değil HAKLI Olanın Yanında Olursa
Güçlü bir ülke olmak, sınırlarını yüksek sesle savunmaktan önce en kırılganlarını sessizce koruyabilmektir. Kadınların korkmadan yaşadığı, çocukların güvende büyüdüğü, hayvanların merhametle muamele gördüğü bir düzen; devletin vicdanının çalıştığını gösterir. Yoksulluk kader değildir; adaletin ve ekonominin birlikte ürettiği bir sonuçtur. Kendi vatandaşını görmezden gelen hiçbir sistem, uzun süre ayakta kalamaz. Yapmamız gereken ilk şey, hukuku kağıt üzerinde değil hayatta işletmektir. Cezasızlık duygusu bittiğinde şiddet azalır. Kadın ve çocuklar için koruyucu mekanizmalar hızlı, erişilebilir ve şeffaf olmalı; hayvanlara yönelik suçlar “önemsiz” sayılmamalıdır. Adalet, güçlü olanın değil haklı olanın yanında durduğunda toplum nefes alır. Ekonomide ise onuru esas alan bir yaklaşım şart. Sosyal yardımlar sadaka değil, hak temelli olmalı; istihdam yerelde güçlendirilmelidir. En yoksul mahalleye giden her kaynak, aslında ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır. Değişmemiz gereken yer kimliğimiz değil; birbirimize bakışımızdır. Merhameti zayıflık sanmadan, hukuku geciktirmeden, yoksulluğu normalleştirmeden… Ancak o zaman bu ülke gerçekten “bizim” olur.
Duygu ve Düşünce
Galata Kulesi
“Zaman geçer, insanlar değişir; Galata hep tanık kalır.”
Ev Hanımının Görünmez Yükü
Heykel, genellikle ev içi emeğin, kadınların görünmez yüklerinin ve özellikle annelikle ilişkilendirilen günlük sorumlulukların, üzerine binen ağır ağırlık metaforuyla ifade edildiği bir çalışma olarak yorumlanıyor. Çocukların ve eşyaların sembolik bir yük olarak kadın figürünün üzerinde olması, bu yükün hem fiziksel hem de duygusal boyutlarını vurguluyor
Reklam