İmam Şafi'nin şöyle dediği işitilmiştir; "Müslümanlar içinde Allah Teala'ya hiç isyan etmeden devamlı itaat içinde olan hiç kimse yoktur. Devamlı isyan içinde olup hiç itaat etmeyen de yoktur. Bu durumda, kimin iyilikleri kötülüklerinden fazla ise, o, adaletli bir kimsedir."
Yine İmam Şafi şu sözü söylemiştir; "insanlardan sıkılıp uzaklaşmak, onların düşmanlığını kazandırır; onlara iyice karışmak da kötü kimselerin sana bulaşmasına yol açar. Sen bu ikisi arasında orta bir yol tut; ne onlardan tam olarak uzaklaş ne de onlara tam yanaş"
Denilmiştir ki; Her insanın iyilikleri ve kötülükleri vardır. Kimin iyilikleri kötülüklerinden fazla ise; o, orta halli bir mümindir. Şerefli ve şefkatli bir mümin, kardeşinin bildiği iyi hâllerini zikreder. Düşük tabiatlı münafık ise; kardeşindeki bildiği kötü hâllerini sayıp döker. Bunun için Hadisi Şerifte şöyle buyurmuştur;
"Gördüğü iyilikleri saklayıp kötülükleri yayan kötü komşudan Allaha sığınırım."
Gizlice yapılan uyarılar nasihattir; açıktan yapılan uyarılar ise, karşı tarafı halkın içinde rezil etmektir. Bu durumda niyetin Allah için olması çok zordur; çünkü onda birisini rezil etmek vardır.
Denilmiştir ki; "Müminlerin nasihatleri kulaklarında olur; yani nasihati gizlice kulağa yapar"
Bir kimse arkadaşının hoş olmayan hâllerini yüzüne karşı söylemedikçe, ona samimi davranmış olmaz.
Alime, Allah için kardeş olduğu cahil kimseye bilmediklerini öğretmesi gerekir. Ona, malı ile yardım ettiği gibi; ilmi ile de yardım eder. Hiç şüphesiz ilme olan ihtiyaç, mala olan ihtiyaçtan daha aşağı değildir.
Fudayl bin Iyaz derdi ki; "Sîddîk/çok sadık kimseye, arkadaşına bolca tasadduk ve ihsan etmesinden dolayı sîddik denilmiştir. Refika/yakın arkadaşa da güzel ve sıcak muamelesinden dolayı refik denmiştir. Eğer arkadaşından daha zengin isen, ona malınla iyilikte bulun. Eğer ondan daha alim isen, ilminle kendisine ihsan et."