Okumaktan başka ne yapabileceğim birşey, ne de gidebileceğim bir yer vardı.
Altını çizemiyorum satırların diğerleri alınır diye.
O yüzden buraya yazıyorum.
DM den uzak durun. Ne yazacaksanız buraya yazın hep birlikte gülelim.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Beyaz Kule' yi geçip sahile inince, hatıralar hiç solmamış gibi, sanki dün yaşanmış gibi hafızamda birer birer canlanmaya başlayınca anladım. Sen, artık bu şehirde değildin.
Aklını sürekli olarak birbirinden mühim meselelerle meşgul etmelisin ki kaybettiğin sevgiliye dair hiçbir hatıra seni rahatsız etmesin. Fakat olmuyordu, vazifeler tamamlanınca, arkadaşlar uzaklaşınca, kendimle başbaşa kalınca tekrardan başlıyordu o ızdırap. İçimdeki bu saklı kederi göremeyenler, gülen yüzüme bakıp beni mesut zannediyorlardı...
Çoğumuz kim olduğumuzun farkında değiliz, bunu düşünmemişizdir bile. Düşünmek için başımıza sarsıcı bir olay gelmesi icap eder, kendi ruhumuzla yüzleşmek zorunda kalacağımız korkunç bir olay...