Okuduğum şiir kitapları arasında dizelerini en samimi bulduğum, en sıcak, derin anlamlı ve manidar olan kitaplardan birisiydi. Okurken çok keyif aldım. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Mehteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adım çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurum kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
GülceÖmer Lütfi Mete · Timaş Yayınları · 20191,594 okunma
Benim annem yüz lisan bilir yüzü de güzel
Her bedende bir insan bilir
Sözü de güzel, sözü de güzel,
Özü de güzel…
Benim annem yüz lisan bilir Yüzü de güzel… Benim annem yüz mevsim açar.
Yüzü de bahar, Kan ağlasa gülücük saçar
Sözü de bahar, sözü de bahar,
Özü de bahar, yüzü de bahar…
Benim annem yüz can kuşanır yüzü de melek
Her biri bir ömür yaşanır..
Ömer Lütfü Mete'den Leyla'ya, Mevla'ya ve dünyaya dair şiirler...
Sevgi özlem ve rahmetle
Ömer Lütfi MeteGülce
İlk kez ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum bu kitabı. Ama ne zaman karşıma çıksa aklıma Sezai Karakoç ve Monna Rosa şiiri geliyor.. Monna Rosa'yı okuduğumun üzerinden neredeyse 15 sene geçmiş. Şiiri okuduktan sonra ilk araştırmam Gülce üzerine olmuştu. Ondan sonra Gülce hiç hatırımdan çıkmadı. Bu yüzden bu kitaba hiç yanaşmadım. Sanırım Gülce'yi görme zamanı geliyor.
Bir hafta kadar evvel Ömer Lütfi Mete'ye 1K dışında bir yerde denk geldim ama hatırlamıyorum. Sonrasındaki Fâtih'in kitabı okuduğu görünce pdf istedim. Sağolsun kırmadı. Sonra baktım Oğuzhan da okuyor. Orda hoşbeş ederken etkinlik fikri çıktı ortaya. İncelemeleri okurken, biraz da incelemeleri kıskanaraktan, iyi ki böyle bir etkinlik yapmışız diyorum. Tabi Ömer Lütfi'ye okuduklarımızdan bir fayda gider mi bilmiyorum. Ama bizi bir araya getirmiş olması, bu güzel sözlerle gönlümüze verdiği hissiyat için minnettarım. Bizde buna karşılık başta annesi olmak üzere tüm büyüklüklerine ve şahsına bir Fâtiha okuyalım diyorum. Mekanları cennet olsun İnşaAllah...
Kitap hecenin farklı nizamlarıyla ve kafiye'ye uygun olarak yazılmış. Şiirleri okurken Rize'nin fevri virajları ve sarp yokuşlarını tattım diyebilirim. İnsanlar ister farkında olsun ister olmasın yaşadığı iklimle ve coğrafya ile bütünleşen insanlar oralardan bahsetmesin bile şiirdeki seyir hali aksettiriyor bunu.
Bu seyrin sanıyorum üç ana durağı var.
(Leyla >> Dünya >> Mevlâ)
İnsanlar bir kez Leyla'ya tutulunca ondan kurtulmak için genelde Dünya'ya sığınıyor, sonra dünyanın sığınılacak bir yer olmadığını anlayınca Mevlâ'ya gidiyor. Şiirde bu üç bahisle, Aşığın/Aşkın yoluna mı atıf yapılıyor bilmiyorum. Vuslat; yol ister, hasret ister, yol ister, hicran ister. Şiirlerde bu kavramların ağırlığını görmek mümkün ama yürekte görmek zor. Bu şiirler kof
Yalan dünya
Yürek yakan, yürek söndüren
Yara dönen, yardan döndüren
Yalan dünya...
Gulce şiirini ilk kez Serdar Tuncerin sesinden dinlediğimde o kadar çok etkilenmiştim ki...
Bu kitabı da bu şiir yuzunden aldım ve iyiki de almisim. Kitapta ayri ayrı o kadar güzel siirler var ki...
Mekanın cennet olsun Ömer Lutfi Mete...
Bazen bir mısranın gücü onlarca sayfa düz yazıya bedeldir. Bu sebepledir ki şairler toplumları harekete geçirmekte hep çok önemli rol oynamışlardır. Şiir yazmak Allah vergisi bir ilham gerektirdiğinden, birçok topluluk tarih boyu şairlere özel ihtimam göstermiş onlara saygı duymuştur. Türk Milliyetçiliği fikrinin kutup yıldızlarına baktığımızda da büyük kısmının şair olduğunu yahut da az yazmış olsa bile etkili şiirlere imza attığı gerçektir. Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Nihal Atsız, Yahya Kemal, Arif Nihat Asya, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Osman Yüksel Serdengeçti… Şeklinde uzatabileceğimiz listede yer alan Türk Milliyetçiliğinin mümtaz şahsiyetlerinin önemli bir kısmı şairlik hususiyetiyle millet tarafından benimsenmiştir.
Yıllar içerisinde Türk Milliyetçiliği fikri ne yazık ki ilahi takdir gereğini bir bir şairlerini uhrevi âleme yollamış belki de bununla doğru orantılı olarak heyecanı hissedilir ölçüde düşmüştür. İşte 80 öncesinin fırtınalı günlerinde, o toz dumanın arasında Milliyetçi camia adına sanat yapmaya çalışan insanlardan biri olan Ömer Lütfi Bey de az şiir yazmış olmasına rağmen, her daim iyi bir şair olarak hatırlanacaktır. Birçok Ülkücü yayın organında sanat yönetmenliği ve benzeri görevler alarak aktif bir şekilde Türk Milliyetçiliği hareketinin içerisinde yer alan Ömer Lütfi Bey yıllar sonra sinema ve televizyon dünyasına da adım atmış, bu işin Türk değerlerine saygılı biçimde hem de kaliteli yapılabileceğini göstererek bu alanda Türk Milliyetçilerinin önünü açmıştır.
Şairliğine ve yegâne şiir kitabı olan ‘Gülce’ye dönecek olursak; Ömer Lütfi Bey’in Mevla’ya, Leyla’ya ve Dünya’ya dair yazdığım şiirleri topladım dediği bu eserinde, vatan ve Allah sevgisiyle dolu bir yürekte kopan fırtınaların kelimelere dönüşmüş haline tanıklık
Şiir okumak bana zor geliyor ya da zor gelmekten öte biraz fazla düşündürüyor, dizeler kafamda uçuşuyor farklı alemlere sürüklüyor kâh yakın tarihte çok yakınında kendi içimde kâh uzaklara dalıyor kendimi pişmanlıklar içerisinde, mazlumlar diyarında göz yaşı olarak buluyorum ya da bulamıyorum. Ne zaman buldum ki kendimi. Bir mısrada bulmuş olabilirim ya da.
Şiir; bazen iyi bir eleştirmen. Gerçekleri öyle bir anlatır ki yüzüne çarpınca zamanın sarhoşluğudan silkinip kurtulursun. Acı acı bakarsın sonra.. belki hiçbir şey diyemezsin kalırsın öylece.
"Şiir insandaki şuur derecesini yükselttiği oranda insana bir sey katar ve bizi kelimelerle ifade edilemeyen hakikat noktasına getirir ve orada bırakır." diyor kıymetli bir ağabeyimiz ve güzel tanımlıyor.
İşte bu yüzden kanaatimce şiir kitabını okudun mu kapatılıp rafa konmamalı okunmalı tekrar sadece bu kitap için söylemiyorum her şiir içinde söylemiyorum.
Bu kitaba gelirsek; güldüm, düşündüm, kaybettim kendimi bazen yaşanmışlıklarla ve de hala yaşıyor olanlarla. Bazen bir yerde çakılı kalırsınız okur okur ve okursunuz sonra sadece susarsınız.
Şiirlerinin derinliklerinde yoğun İslami-Tasavvufi bakış açısıyla beraber, Türk kültürünün mayasını oluşturan etmenleri görebiliyoruz. Kitap üç ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar: "Leyla Bahsi", "Dünya Bahsi", "Mevla Bahsi" şeklindedir. Şiirlerin içerisinde toplumsal yapıdaki yozlaşmalara duyulan sitem ve öfke yoğun bir şekilde hissedilebilmektedir. Şair'e rahmet olsun...
Selamun aleyküm cümleten. Hiç hesapta olmayan bir incelemeyle karşı karşıyasınız ona göre :) son zamanlarda inceleme yazma isteği vardı içimde ancak layık bir kitap bulamıyordum. Katıldığım etkinlik de bir iki paragraf yazacak olmama vesile oldu.
Bu güzide eder 151 sahifeden oluşuyor. Muhtevasında birbirinden güzel, gönlüme hitâb eden şiirler barındırıyor. Bu bana göre böyle tahmin edersiniz ki. Herkes her şiiri ya da her şairi beğenecek diye bir kural yok pek tabii :) Bu kitapta da şairimiz gönle dokunan kelimeleri ve cümleleri çok hoş, latif bir şekilde harmanlamış. Okurken insanın ağzına bir parmak bal çalıyor âdeta.. Şiirlerle hemhâl olurken ağzınız tatlanıyor, gönlünüz şenleniyor. Bazen kendinizi vatan aşkıyla bütünleşirken, bazen ramazan günlerine özlem duyarken, bazen yüreğinizde hasret rüzigarları eserken, bazen de "olmaz olsun alçağın düzeni" derken bulabilirsiniz. Buna hazırlıklı olun. Sizlerle en begendiğim şiiri paylaşmak ve şiir hakkında iki kelâm etmek isterim müsaadenizle..
VARSA YOKSA
Güzel dolu, alem dolu
Havva dolu, Adem dolu
Her yer dolu, her dem dolu
Boşluk senin yüreğinde
Sen bir bakımlı saraydın
Nicedir bakmaktan caydın
Gündüz aydın, gece aydın
Loşluk senin yüreğinde
Yazıyla örülü çevren
Okumayı bir denesen
Şen fıkradır koca evren
Başlık senin yüreğinde
Biraz tüyce, biraz külçe
Ayağını sürçe sürçe
Uçacaksın küçük serçe
Kuşluk senin yüreğinde
Şiir kitabı okurken tek bir mısrada dahi insan kendine ait bir şey bulmak, hissetmek istiyor. Fakat büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Okurken hiç birşey hissettirmedi kitap. Akıp gitmedi. Vauvv dedirtmedi. Velhasıl okuyucu olaraktan umduğumu bulamadım. Tavsiye niteliğinde önereceğim şiir kitabı listesinde sonda kalırdı diyebilirim. Kitaplığınızda bulunmasa da olur :)
1950 yılında Rize'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamlarken özel olarak dini eğitim gördü. Bir süre Kuran Kurslarında hocalık yaptı. Rize Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne girdi. Aynı dönemde Babıali'de Sabah gazetesinde basın hayatına atıldı. 1972 yılında İktisat Fakültesi'nden ayrıldı. 1973 yılında Atatürk Eğitim Enstitüsü'ne girdi, 1976'da mezun oldu. Kısa süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra tekrar gazeteciliğe döndü. Ortadoğu, Tercüman, Türkiye, Yeni Binyıl, Ayyıldız, Sabah ve Bugün gazetelerinde ve Türk Edebiyatı, Boğaziçi dergilerinde yazdı, Çağrışım dergisini çıkardı. Senaryo çalışmaları yaptı. ANAP ve MHP'den milletvekili adayı oldu, seçilemedi. 18 Kasım 2009 tarihinde İstanbul'da vefat etti.