"Uçar gider gam kasavet
Aşk ile bir kere seyret
Enginden gelecek davet
Hoşluk senin yüreğinde"
Yabancı bir evde rastlanılan dost huzuru misali bir etki bıraktı bu mısralar bende. Şaire dair bildiğim tek şiir olmakla beraber bu sayfalarda rastlamayı beklememenin verdiği hazırlıksız yakalanmanın etkileri bütün bunlar.
Şairde en çok sevdiğim şey her şeyin bizden kaynaklı olduğuna dair keskin isabetli bakışı. Evet hoşluk da bizim yüreğimizde, loşluk da, boşluk da. Bide kuşluk varmış yüreğimizde biraz tüyce..
Kelimelerin insan üzerinde ki bu etkisi, böyle derin dokunabilmesi, uyandırdığı duygular-hissiyatlar bana her zaman muazzam gelmiştir.
İçe dönüp kendiyle konuşması insanın böyle şiirsel yönden de tadına bakmış oldum. Gönüle dönüp diyor ki:
"Gönül bu ne Yemen sürgün
Bütün ömrün çölden bir gün
.
.
Yorul artık
Durul artık"
Yanma, kıvranma, sızlanma, kabullen demek gibi bu. Zordur elbet ama bitmedi yolculuğumuz devam ediyor.
"Ömrü yol ettim hâlâ Kaf dağı kendim
Hangi cehennemin dibindeyim şimdi
Ne kazandım ben, kimi yendim"
Kendini yenemeyen, kendiyle barışamayan ne bulmuş ne başarmış dercesine..
Her yanımıza bir yar düşen bu mahşerde gene de yalnızlık.. Her şey içten olacak maddesel kalabalık mahşeri bir gürültü dedikten sonra sığınılacak kapıyı da isteyecek yolu da çok güzel gösteriyor:
"Vakit kamçıdır, yel ısırgan
Terk etti hazdan hayır beni
Kara bulutlar yorgan yorgan
Allah'ım toptan sıyır beni"
Gülce...
Son günlerde durgunlaşan okuma sürecime ilaç gibi gelen Ömer Lütfi Mete'nin yazdığı şiir kitabı.
Eser yazarın hayatı ile başlıyor. Ardından "Leyla Bahsi" "Dünya Bahsi" ve "Mevla Bahsi" olmak üzere üç bölümden oluşan, her biri birbirinden anlamlı şiirler geliyor. İçinde yer alan ve kitaba adını veren Gülce şiiri şairin ününü aşmış durumda. Ömer Lütfi Mete'yi tanımıyorsanız bile Gülce şiirini mutlaka duymuş, dinlemişsinizdir. Şahsen hem kendim seslendirdim hem de Oktay Kaynarca'nın yorumuyla defalarca dinledim. Dinlemediyseniz de mutlaka tavsiye ederim.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adım çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurum kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Ömer Lütfi Meteyi uzun zaman önce Gülce şiiriyle tanımıştım kitabını okumak bugünlere kısmet oldu. Leyla bahsi, Mevla bahsi ve dünya bahsi adı altında üç bölüme ayrılmış. Ben en çok tabii ki Gülceyi ve Yiğidi Gam Öldürür şiirlerini sevdim. Tavsiye eder miyim diye sorarsanız aman kesin alıp okuyun demem ama bir şiir kitabı okuyacaksınız gönül rahatlığıyla Gülceyi seçebilirsiniz.
GülceÖmer Lütfi Mete · Timaş Yayınları · 20111,595 okunma
Gülce – DETAYLI ÖZET
1. Kitabın Yapısı
“Gülce”, farklı şiirlerden oluşan bir derlemedir. Bu şiirlerin ortak noktası:
Aşk (Leyla)
İlahi aşk (Mevla)
İnsan ve dünya
Ölüm, korku ve varoluş
Kitapta tek bir hikâye yoktur ama bütün şiirler aynı ruh hâlini ve düşünce dünyasını taşır.
2. “Gülce” Kavramı Ne Anlama Geliyor?
Kitapta geçen Gülce, sadece bir kadın değildir.
Hem sevgiliyi (Leyla) temsil eder
Hem de ilahi güzelliği (Mevla’ya ulaşma arzusu) temsil eder
Aynı zamanda tehlikeli ve yakıcı bir güzelliktir
Şiirlerde Gülce için:
“afet”
“zehir”
“ölümcül naz”
gibi ifadeler kullanılır. Bu, aşkın hem çekici hem de yıkıcı tarafını gösterir.
3. Temel Anlatım: Uçurum Metaforu
Kitabın en güçlü imgelerinden biri:
“Uçurumun kenarında olmak”
Bu durum şu anlamlara gelir:
Aşk ile yok oluş arasında kalmak
Günah ile kutsal arasında sıkışmak
İnsan olmanın sınırında yaşamak
Şair kendini sürekli:
Ömer Lütfi Mete’nin Gülce kitabı, aşk, maneviyat ve insanın iç dünyası üzerine yazılmış şiirlerden oluşuyor. Şiirler duygusal ve zaman zaman mistik bir derinliğe sahip, fakat dili bazı yerlerde ağır ve soyut; bu yüzden anlaması zor olabiliyor. Okuyacak olanlara iyi okumalar.
Gül Diliyle Konuşan Kitap
Malumunuzdur ki gül edebiyatta en sık kullanılan sembollerdendir. Bu yalın haliyle pek çok şiire veya metne milyonlarca kez konu olmuştur. Fakat Ömer Lütfi Mete , gül kelimesine “ce” ekini koyarak bu nazenin kelimenin büyüsünü arttırmıştır. Burda “ce” eki kitabın bize sunacağını şöyle anlatır: elinizdeki şiir kitabı “güle aittir, gülden yapılmıştır ve dâhi gül lisanıyla konuşur sizinle”. Fakat bu, kitabın sadece aşk bahsinden ibaret olduğunu düşündürmesin size.
Gülce öyle güzel üç bölüme ayrılmış ki hepsi tam tamına ismi ile müsemmadır; Leyla Bahsi, Dünya Bahsi, Mevla Bahsi. İsimlerden de hissettiğiniz üzere tasavvufi ve sorgulayıcı boyutu yüksek bir şiir kitabıdır. Bazen elinizde gül kokulu bir düş, bazen gül tenli bir yâr, bazen gülden bir ayna veya gülün dikenini tutar gibi geçirir sizi satırlardan.
Kitaba adını veren ”Gülce” şiiri kitabın tacı gibidir:
AteştenKalleştenMızrakla gürzdenDabbetülarz’danDeccal’den, yedi düveldenKorku nedir bilmeyen benTir tir titriyorum Gülce’den”
Böylece başlıyor Leyla bahsi, yani dünyevi aşk bahsi.. “Gülcesini bulmayan Hızır’a kavuşamaz, Gülce’den bir yudum alan ömrünce iflah olmaz dedirtiyor dizeler. Gülce sarhoşluğu, Gülce çakılması tüm satırlar… Yüreğinizde bir yer bağırmadan erir gibi olacak Gülce şiiri bittiğinde. Korkulu bir hüzünde durup kalacaksınız.
Sonrasında Dünya Bahsi’ne geçiyor şair. Burda sosyolojik tespitler, sert toplumsal ve siyasi eleştiriler var. Velhasılı dünya çarkının dişlilerine değen pek çok dize, kafiyenin en güzel halleriyle karşımızda:
Sahte tanrıları ısırmak diş dişSataşmak atasına, amcasınaNe tatlı bir savaş, ne kutsal bir işSaldırmak kapısına, bacasına
__Karısına,
Okuduğum şiir kitapları arasında dizelerini en samimi bulduğum, en sıcak, derin anlamlı ve manidar olan kitaplardan birisiydi. Okurken çok keyif aldım. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar.
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Mehteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adım çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurum kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
GülceÖmer Lütfi Mete · Timaş Yayınları · 20191,595 okunma
1950 yılında Rize'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini burada tamamlarken özel olarak dini eğitim gördü. Bir süre Kuran Kurslarında hocalık yaptı. Rize Ülkü Ocakları Başkanlığı yaptı. 1970 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne girdi. Aynı dönemde Babıali'de Sabah gazetesinde basın hayatına atıldı. 1972 yılında İktisat Fakültesi'nden ayrıldı. 1973 yılında Atatürk Eğitim Enstitüsü'ne girdi, 1976'da mezun oldu. Kısa süre edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra tekrar gazeteciliğe döndü. Ortadoğu, Tercüman, Türkiye, Yeni Binyıl, Ayyıldız, Sabah ve Bugün gazetelerinde ve Türk Edebiyatı, Boğaziçi dergilerinde yazdı, Çağrışım dergisini çıkardı. Senaryo çalışmaları yaptı. ANAP ve MHP'den milletvekili adayı oldu, seçilemedi. 18 Kasım 2009 tarihinde İstanbul'da vefat etti.