Bazı sabahlar aslında sabah olmuyor. Biz sadece saatlere bakarak o vakte sabah diyoruz ama gerçekte sabah değil. Sabah demek içinde hiç olmazsa küçücük bir umut barındıran zaman demektir. Umut yoksa da heves vardır. İkisi de yoksa o vaktin adına neden sabah diyelim , gecenin devamı deyip geçeriz.
İç içe geçmiş o kadar çok şey var ki, birinden diğerine geçerken geriye dönmeme yol gösterecek kelimeleri de kaybediyorum. Yaşadığım her olay kolumdan çekiştirip gerçekte gitmek istediğim yerden bambaşka, hiç tanımadığım bilmediğim bir yöne götürüyor.
Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvetli öyle değil ama zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.