Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
Sana tüm hayatımı, ancak seni tanıdığım gün gerçek anlamda başlayan bu hayatı anlatacağım. Ondan öncesi, hafızamın nüfuz edemediği bulanık bir karmaşa, her tarafı örümcek ağları sarmış, tozlu, kalbimin hatırlamadığı belli belirsiz birtakım nesneler ve insanlarla dolu bir mahzen.
Şimdi ben sana yalnız şunu söyleyebilirim: Çocuk kalbinin,çocuk ruhunun bağdaşmadığı her şeyi reddettin.İşte beni teselli eden de budur.Bir şimşek gibi yaşadın sen.Bir defa çaktın ve söndün.Şimşeği çaktıran göktür.Ve gök ebedidir.İşte budur beni teselli eden.Bir başka tezim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı,tohumdaki öz gibidir.Ve o öz olmadan tohum filizlenmez,gelişmez.Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin,insanoğlu doğdukça ve öldükçe,insanoğlu yaşadıkça,haç ve doğruluk denen şey de var olacaktır.