Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
Leylaya sormuşlar mecnun mu seni daha çok sevdi yoksa sen mi?
Leyla; Elbbette ben daha çok sevdim..! demiş…
Herkes çok şaşırmış bu cevaba, nasıl olur o senin aşkından çöllerde gezdi, Aklını kaçırdı..!
Leyla cevap verir;
-O aşkını hep dillendirdi, herkese anlattı, içini boşalttı..! Bense hiç kimseye söyleyemedim, yüreğimde bir sır gibi sakladım..
-Şimdi kim daha çok sevdi siz söyleyin?
Bırakalım Hz.Mevlana cevap versin bu soruya;
-Sır gibi seversen eğer muradın çabuk gerçekleşir, Tohum toprağa gizlenerek yeşerir.
-Aşkta konuşma, aşktan bahsetme yoktur. Aşkı yaşamak vardır. Aşkta inlemek, gözyaşı dökmek vardır. Bu gözyaşları sana kafidir..!
-Gelmez sana bir ziyan bu aşktan ey gönlüm! Can gitse de korkma, başka bir candır ölüm…
-Aşk; susmaktır Ey Sevgili!
Onun güzelliğini, iyiliğini tarif etmeye gücün yetmediği an susmaktır. Kelâmın, kalemin, sözün tükendiği yerde, manayı sessizliğe yükleyip susmaktır.
Artık sustum Ey Sevgili. Bilesin!!!
Aşk dediğin susup beklemektir…