Oksijen gazetesinde yayınlanan denemede kitap okurları için ilginç bir alıntı:
Bülent Korman, "Okunmuş olan artık senindir
O sessizlikte insan, kendine dair en dürüst bilgiyi edinir: Henüz başlamadığını.
Umberto Eco’nun ona en çok sorulan ve onu en çok rahatsız eden soruya (Bu kitapların hepsini okudunuz mu?) verdiği karşılığı çok zekice bulurum:
“Hayır. Bu kitaplık, okuduklarımdan çok, henüz okumadıklarımdan oluşuyor olmalı.”
Bu cevap galiba onun bilgi anlayışının özeti: Okunmuş kitaplar geçmişi temsil eder; okunmamış olanlar, düşünmenin ve öğrenmenin henüz açılmamış kapılarını.
Bu fikir, daha sonra “anti-libri” kavramı olarak anılmaya başlandı. Yani: Asıl değer, bildiklerinde değil bilmediklerinin farkında olmandadır.
Çünkü okunmuş olan, artık senindir. Ama okunmamış olan, hâlâ seni dönüştürme ihtimali taşır.
Kısa bir deneme gibi yazarsam: Raflarda kendine bir yer bulmuş kitapların çoğu susar. Okudukların, artık sana karışmıştır; onları hatırlamasan bile, kendinle taşırsın.
Ama dokunmadıkların sessiz değildir. Her biri, bir ihtimal gibi bekler. İçinde bilmediğin bir düşünce, henüz sarsılmamış bir inanç, değişmemiş bir yön vardır....."
Kitap severler için ilginç bir yazı. Kitap alıp daha okumadığım için pişmanlık duyanlarımıza güç veren, umut veren bir yazı. Sevgili Hakkı Tosunun kulaklarını çınlatıyorum herhalde....
Bu yüzden gerçek kütüphane, okumaya cesaret edemediklerinin seni izleyen gölgesidir. Bu yüzden en dürüst kitaplık, insana eksik olduğunu her gün hatırlatandır.
Anti-libri bir kitap adı değil. “Anti-libri”, okunmamış, okunmayı bekleyen kitaplardır.
Burada da tökezledim. Ya okurken inanırsan ne olur dedim kendi kendime ve ışık hızıyla kitabın ilk bölümlerine gittim. Genç, okuduklarından inandığı gibi körleşmiş, kimi solcu sosyalistler ya da şeyhin peşinden derviş olanlara göndermeler vardı. Yeni hayatta okuduklarıyla eğlenen yalnız çocuklar ve resimli romanlar vardı... İyi bir alıntı. Kitabın bir bölümünü özetliyor!
Burada da durdum! Tersi söylense ne olur; insan görüntülerle düşünür, kelimelerle acı çeker... Hayvanlar acı çekmez çünkü kelimeleri yoktur in gibi baba nir laf da aklıma geliyor. Bu tümce ile bir kubix oyunu gibi oynanabileceğini füşünüyorum. Eninde sonunda ama ilk haline gelecegiz.. bunun nedenini ise hep arayacağız gibi...
Fatma Nur Dokuz
@Okurkoala
·
Neden kelimelerle düşünür de insan, görüntülerle acı çeker.