İsmail ünsal

Reklam
Aylak Adam'a aylak ve kısa bir bakış..
Puan vermedi
*eser miktarda spoiler içerebilir. ürünlerimizde domuz yağı ve türevleri kesinlikle ihtiva etmemektedir. :) Dış Değerlendirme: İlk baskı: Varlık Yayınları, İstanbul. İncelenen baskı: Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Sayfa Sayısı : 160 Boyut : 13.5 x 21 cm Tekrar Baskı : 50. Baskı / 03.2017 İç Değerlendirme: Mekân: İstanbul ve yazarın kendi tahayyül ettiği ideal mekân dilimi. Zaman: Şimdiki zaman ve bilinç akışı tekniği ile geçmiş zamana dönme Kişiler: Bay C, Baba, Anne, Teyze, Şaşı Kadın, Hizmetçi, Ayşe, Güler, Avukat, Üniversite Öğrencileri, Selim, Haluk ve bazı isimsiz kişiler. Dil ve Üslûp: Türkiye Türkçesi ve İstanbul ağzı ile kaleme alınmış yazım kuralları, noktalama işaretleri ve dönemin özelliklerine aykırı bir dil kullanılmamış. Yusuf Atılgan, eserlerinde yalnızlık, yabancılaşma, kötümserlik, aşk, intihar, kadın – erkek ilişkileri, dışlanmışlık, erotizm gibi konuları işleyen ve edebiyatımızın ‘’ bunalım edebiyatı’’ kanadının en önemli kalemlerindendir. Aylak Adam kış, ilkbahar, yaz ve güz olarak dört bölümden meydana gelir. Atılgan, bu romanında kullandığı anlatım teknikleri bakımından esere üst düzey bir kimlik kazandırır. Yapıtının konu, izlek ve amacına uygun olan anlatım tekniklerini kullanarak okuyucusuna ulaşmak ister. Bildiğimiz üzere klasik anlatı türleri yapı ve içerik bakımından karmaşık değildir ancak modern ve post modern anlatı türlerinde yeni anlatım tekniklerinin kullanılması söylem çeşitliliğin de artmasını sağlamıştır. 20.yüzyıl romanını klasik romandan ayıran en önemli özelliklerinden biri olan anlatım olanaklarının çeşitlenmesi ve bunda şüphesiz öznel zaman anlayışının ve bilinçaltının keşfedilmesinin rolü büyüktür. Bu şekilde birçok anlatım tekniğinin yazar tarafından serbestçe kullanıldığı eserler post modern edebiyatının söylem
1000Kitap
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
İsmail ünsal
Derin tutarlı bir inceleme. Sağol. Beni ilgilendiren soru, çağdaş yazarlar neden toplumdışı, toplumdan kopuk kahramanlara ilgi duydular. Milyonlarca aile babası varken neden başıboş, ekonomik kaygısı olmayan, travmalarını çözememiş ilişkiletinde tutarsız bir kahraman? Toplumun kıyısında toplumdan kurallarından neredeyse tiksinen, hiçbir kalıba girmeyen, girenleri de küçümseyen kahramanlar... yazar olmak ve onun aradığı okuyucu da böyle insanlar olduğu için mi?
7/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2020 132. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2020 12:05
‘Kitap okumak dağa tırmanmaya benzer. Okumak yalnızca keyif almak, heyecan duymak değildir. Bazen her satırı inceler, aynı metin içerisinde gidiş gelişler yaparak tekrar tekrar okur, başını iki elinin arasına alarak ilerlersin. O bunaltıcı süreç sonunda birden görüş alanın açılır. Uzun mu uzun dağ yolunu tırmandıktan sonra tüm manzarayı görebilir hale gelmek gibi.’ . Lise öğrencisi Rintaro Natsuki beraber yaşadığı dedesinin ani ölümüyle bir başına kalır. Yalnız kaldığını düşünse de arkasında dedesinden bıraktığı bir kitabevi vardır. Bir de beklenmedik bir misafir.. . Kitapları Kurtaran Kedi, Küçük Prens, Şeker Portakalı gibi unuttuğumuz ya da yeteri kadar önemsemediğimiz duyguları anlatan sıcacık bir kitap. Sosuke Natsukawa bu iç ısıtan öyküde günümüz sorunlarını da deşiyor. Vitrinde duran ama okunmayan kitapları, hızlı ve çok sayıda kitap okumanın esas sayılmasını.. Altını çizdiğim cümlelerle birlikte bir kez daha şunu anladım: Ben kitapları seviyorum, onlarla olmayı-dertleşmeyi-gülmeyi.. Çıkarsız yaklaşımlarını, kapsayıcılıklarını, şefkatlerini.. . H.Can Erkin çevirisinin özlemişim, umarım bir sonraki eser için çok beklemeyiz- Gülay Tunç’un pek beğendiğim kapak tasarımıyla -
1000Kitap
Kitapları Kurtaran KediSosuke Natsukawa · Turkuvaz Kitap · 20203,512 okunma
İsmail ünsal
Ne yazik ki ceviri iyi gözden gecirilmemis. Bazi yerlerde ceviri söylemi var.
“Kişisel tarihim, kendimi hep acı çekenlerle özdeşleştirmeme neden olmuştu; Kızılderili direnişçileri ya da toplama kampları avuçlarıma kazılı gibiydi.”
Sayfa 147
nightwalker isimli okura yanıt verildi
İsmail ünsal
Bu alıntıda romanın ilginç yanı özetleniyor: güçsüz kişilik kendini güçsüz topluluklarda rahat hissediyor.