İsmail ünsal

Olayların küçüldüğü, anların büyüdüğü yazar!
10/10
·125 syf.··
2026 2. kitabı
Sait Faik Abasıyanık: Hikâyeyi Değiştiren Adam Berlin Okuma grubunda bu ay Sait Faik vardı. Oradaki notları buraya alıyorum. Yeni bir şey yok 10/10 luk bir yazara daha ne diyelim. Söyleyenlerin tekrarı. Ama yine de biz de koroya katılalım dedik. Ve öykülerinden parçalar okuduk. Mest olduk. Notlar: Türk edebiyatında “hikâyeyi şiire yaklaştırır” “Hikâye gibi şiir yazacağına, şiir gibi hikâye yazmayı tercih ederim” sözü onun bütün yazarlığını özetler: Olaydan çok duygu, büyük anlatılardan çok küçük anlar. İsviçre’den Grenoble’a, oradan İstanbul’a ve Burgaz Adası’na uzanan bir hayat… Topluma uyamayan, uyumak zorunda da hissetmeyen bir yazar. Edebiyatı, toplumun alt tabakasını –balıkçıları, işsizleri, sokak satıcılarını, çocukları, köpekleri, martıları– sahneye çıkararak değiştirdi. Onun hikâyeleri: - Küçük insanların büyük kalplerini anlatır - Şefkat ve empatiyi merkezine alır - Sokakların, meyhanelerin, iskelelerin kokusunu taşır - İstanbul’u sokak sokak, bilinç akışıyla dolaşır İnsan Sevgisi ve Kırılma İlk döneminde insan sevgisi baskındır; “iyi insanlara inanan” bir yazardır. Ama son dönemlerinde bu sevgi kırılır. İstanbul’a bile küskündür artık. Olaylar küçülür, anlar büyür. Yalnızlık, uyumsuzluk ve içe kapanma başlar. Bu dönemin doruk noktası: Alemdağ’da Var Bir Yılan Gerçek ile hayalin iç içe geçtiği, anlamın bilerek bulanıklaştırıldığı, yalnızlığın ağırlaştığı bir kitap. Bir kopuş mu, yoksa zirve mi? Tartışılır. Sait Faik, "edebiyat yapmadan", gerçeküstüne yaklaşır. Yalnızlık, iç hesaplaşma, belirsizlik… Artık başkalarını değil, kendisini yazar. Bazı eleştirmenler simgelerin peşine düşer; o ise buna boş gözlerle bakar.
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İki farklı kıyı bazen kumdan bir ada oluşturur!
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kürk Mantolu Madonna’nın konusu, izleği, edebiyat tarihindeki yeri artık yeterince biliniyor. Bu yüzden “iyi bir roman”, “klasik”, “çok etkileyici” gibi cümlelerin bir anlamı yok. Elbette iyi bir roman; zaten bunu tartışmak okur olarak benim gücümü aşar. Sabahattin Ali hakkında kitaplar yazılır, enstitüler kurulur, bilimsel incelemeler yapılır. Benim ilgilendiğim ise bana bir okur olarak bu roman neyi düşündürüyor. Bu yüzden romanı değil, bende düşündürdüklerini uyandırdıklarını yazmak istiyorum. İlk anda Raif Efendi beni sinirlendiriyor. Pısırıklığı, edilgenliği, kayıtsızlığı öfke uyandırıyor. Ama okudukça anlatıcının merakı bana da bulaşıyor. Bu sessizliğin, bu vurdumduymazlığın altında ne var? Raif’in suskunluğu bir süre sonra gergin bir hâl alıyor. Anlatıcının merakı, Raif'i gözlediği anlar, yakınlaşma isteği ama Raif'in erişilmez uzaklığı… Defterin ortaya çıkışıyla iki kez yabancılaştırılıyoruz. Bu bir aşk romanı, ve tam da burada romanın rahatsız edici bir yanı beliriyor. Özellikle sonlara doğru — Maria’nın hastalığı, intihar düşüncesi, gizli kalmış ve sonra kaybolan kız çocuğu — içimden “Bu kadar da olmaz, bu arabesk” dediğim anlar oldu. Evet, romanda popülist arabesk bir damar var: ezilen ve silik erkek, yarım kalmış aşk, hastalık, ölüm, acıma, kader duygusu… Bunu inkâr etmek romanı idealize etmek olur. Ama Kürk Mantolu Madonna arabesk değil. Çünkü arabeskin üç temel refleksini reddediyor. Arabesk haksızlığı garibanını yüceltir; bu roman haksızlığı gösteriyor, kurtulmak istiyor! Arabesk duyguyu bağırır; bu roman sessizlikte duyguyu iletiyor! Küs bile değil, kanıksamışlığın sessizliği... Arabesk kaderi kutsar; bu roman hep kaderin karşısında onu zorluyor... Kimse masum değildir: aile, toplum, iş, zaman… Raif’in çöküşü tek bir büyük dramdan değil, küçük ve
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Dört dörtlük tarihi roman
7/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Romanı bir çırpıda ilgiyle, merakla okudum. Kumarbazlık ile silahşör kabadayılığın ortak yaşantısını çok iyi anlatıyor. Kumar oynayanın kişiliği, kaybetme ve kazanmanın kumarbaz için önemi veya önemsizliği, yaşama bakışı, yalnızca ruhsal durumu değil aynı zamanda bedeniyle olan duyumsaması, sürekli para ve zenginlik için oynadığı sanılsa da maddiyete olan ilgisizliği. Usta yine anlatacağını ortaya koymuş. Biz okuyucularına değerli bir armağan. Beni en çok etkileyen yer ise kaybetmek ile yenilmenin aynı şey olmadığını anlattığı bölümler. Öldürme korkusu korkusuzluğu, öldürebilmeye gizemli bir heyecanla korkulu bir saygı... Elbette kabadayının ilginç kadın kahramanları... Tarih işe böyle romanlarla gelip yaşamın parçası olur.
ZarlarAhmet Altan · Everest Yayınları · 2024703 okunma
Fahrünnisa nin yasami
Puan vermedi
Sakir pasa filmi ile yeniden güncel olan ilginc bir aile hikayesi. Film, yalniz Baba ogul cekismesine odakli, bu kitap ise Fahrünnisa'nin renkli yasami etrafinda kizi Sirin'in diliyle aileyi anlatiyor. Severek ilgiyle okudum. Son Osmanli ailesinin yeni Türkiye'de, özellikle sanat alaninda, uyum saglamasini izliyoruz.
Hayat ve İnsan
Şakir Paşa AilesiŞirin Devrim · Doğan Kitap · 19981,608 okunma
Tipik bir Ahmet Ümit polisiyesi
6/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Severek, ilgiyle okudum. Bir Başkomser Nevzat polisiyesi. Tanıdık figurler, bildik polisiye bilmeceleri, biraz travma biraz düşkırıklığı... Film olacak polisiye. Edebi yanı yeni bir şey getirmiyor, ama kendini okutuuyor. Haz alarak pek bir beklentim olmadan, bazen de ben bu romanı daha önce okum mu yahu diyerek, bir çırpıda okudum. Kitaplığa koyduktan bir sene sonra da yeniden okuyabilirim... Unutulup yeniden okunabilecek bir polisiye. Neyse... Arada böyle romanlar da gerekli.... Köşene çelik haz alarak oku ve kitaplığa koy. İyi bir film seyretmiş gibi...
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma