Beşerin böyle delaletleri var
Putunu kendi yapar, kendi tapar
Bir kelime eksik yazmıştı üstat. Tek bir kelime. Onu da ben tamamladım. Büyük salondaki karatahtaya, kırık bir tebeşirle veda cümlemi şöyle yazdım:
“Bir millet ki putunu kendi yapar, kendi tapar.”
Birinci Meclis’in son oturumundan ayrılırken, ne görüyor ne de duyuyordum. Çünkü hâlâ şairi dinliyordum:
Şimdi benim ne cennet, ne cehennem umurumda
Bakarım evrene, şaşar şaşar kalırım
Ne tapılan tanırım, ne taptıran tanırım...
Oysa her gün sosyal med yaya ha k im olan kopuk kopuk çığlık ve öfke fragmanlarına saatlerce maruz kaldığınızda düşünceleriniz de bu şekli almaya başlıyor. İç sesleriniz daha kaba, daha gürültülü hale geliyor, daha yumuşak ve nazik düşünceleri işitemez oluyorsunuz.
Çünkü dünya o kadar güzel bir yer ki cezalandırılman için suçlu olman gerekmiyor. Burası bir cennet! Gerçekten öyle. Öyle bir cennet ki herkes cezalandırılıyor. Öyle bir cennet ki masumlara ödül olarak, suçlular da cezalandırılıyor. Bunu gören masumlar, “Yaşasın adalet!” diye bağırıyor. Hiçbir suçları olmadığı halde cezalandırıldıklarını unutarak. Öyle bir cennet ki adalet, adaletsizliği unutmaktan geçiyor! Muhteşem!