“…insanı insan eden ne kadar içimizdeki sevgiyse de, tanrı bunu böyle söylemişse de ondan daha çoğu da acımadır. İnsanı insan yapan da, sevgiyi sevgi yapan da acımadır.”
— Üstadım, insan gibi tuhaf bir hayvanın neden yaratıldığını sormaya geldik.
— Ne karışıyorsun? dedi derviş. Bu senin işin mi?
— Ama azizim, dedi Candide, yeryüzünde çok büyük kötülükler var.
— Ne fark eder, dedi derviş, iyilik olsun kötülük olsun? Yüce Efendi Mısır'a gemi gönderdiğinde gemideki farelerin rahat olup olmadıklarına bakıyor mu?
— Peki ne yapmalı? diye sordu Pangloss.
— Susmak, dedi derviş.
— Sizinle nedenler ve sonuçlar, mümkün en iyi dünyalar, kötülüğün kökeni, ruhun doğası ve önceden oluşmuş uyum üzerinde akıl yürütürüz diye umut etmiştim, dedi Pangloss.
Bu sözleri işiten derviş kapıyı yüzlerine kapadı….”
“Peki, sevgili Pangloss'um, dedi Candide, asıldıktan, teşrih edildikten, dayak yedikten ve kadırgada forsa olarak kürek çektikten sonra hâlâ dünyada her şeyin iyi gittiğini düşündünüz mü?…”