Niyet

Niyet
@Ismimsemihdegil
Hesap güncellenecek aw
Hayalperestlik
İstanbul
Antarktika, 26 Nisan 1916
5 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hafıza yoksa, kimlik de yoktur.
7/10
·413 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 19:21
Sarı-Özek bozkırlarında demiryolu işçisi olan 2.Dünya Savaşı gazisi Boranlı Yedigey’in hayatı; arkadaşlıkları ve dostlukları üzerinden ilerleyen anlatı, efsane ve destanlarla geçmişin hafızasını ayrıca değerlerini modern dünyanın unutkanlığıyla karşılaştırmış aytmatov. Yedigey’in yolculuğu, insanın geçmişiyle bağını koruma mücadelesini simgelerken, destanlar ve efsaneler bu mücadelenin tarihsel derinliğini oluşturuyor. Örneğin, Nayman Ana efsanesinde, mankurtlaştırılan oğlunu kurtarmak için bozkırları aşan bir annenin başına gelenler bireyin geçmişini ve kimliğini kaybettiğinde en temel insani bağlarını dahi yok edebileceğini gösterir. Yan hikaye olarak da keşfedilen bir uzaylı türü de geçer, ileri ve barışçıl bir uygarlıktırlar. Ancak bu olaydan sonrasında yaşananlarla Aymatov yeniden bir mesaj vermekte. İnsanlığın ahlaki açıdan geri kalışını gösterir. Mankurt efsanesi geçmişin unutuluşunu, uzay destanı da insanlığın geleceği nasıl kendi elleriyle reddettiğini gösteriyor. Ayrıca kitap, yeri geldiğinde tebessüm bırakıyor, bazen hayatı sorgulatıyor, bazen de duygulandırıyor. Yedigey, Kazangap ve Abutalip’in çektikleri acılar, Sovyetlerin otoriter rejimini, dönemin şartlarını ve yaşanan sıkıntılarını çok iyi yansıtıyor.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tövbekâr Yargıç: Jean-Baptiste Clamence
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitapta, bizimle doğrudan konuşan, itiraflarını dile getiren ve okuru kendiyle yüzleştiren yargıcın adı bilinçli biçimde sembolik seçilmiştir. “Jean-Baptiste” adı, İncil’deki Vaftizci Yahya’ya gönderme yapar. “Jean”, Fransızcada “Yahya” anlamına gelirken, “Baptiste” ise “vaftiz eden” demektir. Bu isim, İncil’de önemli bir figür olan ve Hz. İsa’yı vaftiz eden Yahya Peygamber’i çağrıştırır. Camus, bu adlandırmayla karakterin ahlaki bir otorite iddiasını ve insanları sorgulamaya çağıran yönünü vurgular. Soyadı olan “Clamence” ise Fransızcada “merhamet” ve “bağışlayıcılık” anlamlarına gelir. Ancak bu anlam, karakterin tutumuyla bilinçli biçimde çelişir; Clamence merhameti temsil etmekten çok, yargılayan ve suçluluğu genelleyen bir figür hâline gelir. Böylece isim, karakterin içsel ikiyüzlülüğünü ve ahlaki düşüşünü simgeler. Romanın geçtiği yer olarak Amsterdam’da, özellikle Mexico-City Bar’dayız. Deniz seviyesinin altında bulunan bu şehir, Clamence’in ahlaki olarak “dibe vurmuş” hâlinin mekânsal bir karşılığıdır. Sisli havası, dar kanalları ve loş mekânları; karakterin iç dünyasındaki karanlığı, sıkışmışlığı ve boğulmuşluk hissini yansıtır. Mexico-City Bar ise adeta bir itiraf mekânıdır; burada söylenen sözler arınmaya değil, suçun paylaşılmasına hizmet eder. Başlangıçta Clamence, erdeminden, cömertliğinden ve nezaketinden söz ederek ne kadar iyi bir insan olduğunu anlatır. Ancak anlatı ilerledikçe bu iyilik hâlinin samimi bir erdemden çok, kendini yüceltmeye yönelik bir sahneleme olduğu açığa çıkar. Clamence, ahlaki üstünlüğünü başkalarının gözündeki imajı üzerinden kurar. İtirafların kırılma noktası, Kasım'ın bir gecesi yaşanan olaydır. Saat gecenin birinde, hafif bir yağmur eşliğinde evine giderken köprüde bir kadın görür. Kısa bir an durur, ardından hiçbir şey
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 202319,2bin okunma
İki kere iki kaç eder?
7/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 00:06
"Bazen iki kere iki beş eder. Hatta bazen üç eder. Bazen aynı anda hem beş hem üç ettiği de olur." Dünya, üç büyük süper devlete bölünmüştür. Okyanusya, Kuzey ve Güney Amerika’yı; Britanya Adası ile Atlas Okyanusu’ndaki adaları ve Güney Afrika’yı kapsar. Avrasya, Portekiz’den Bering Boğazı’na kadar uzanır ve Avrupa ile Asya anakarasının kuzeyini içine alır. Doğuasya ise Çin ve onun güneyindeki ülkeleri, Japon adalarını; ayrıca Mançurya, Moğolistan ve Tibet’in büyük bölümlerini kapsar. Sürekli bir savaş içinde olan bu devletler, içlerinden ikisi bir araya gelse bile kesin bir yenilgiye uğratılamaz. Çünkü aralarında sarsılmaz bir güç dengesi vardır. Bunun sebepleri sıralanabilir ve modern savaş tanımı tamamen değişmiştir. Okyanusya’daki egemen felsefenin adı İngsos, Avrasya’da ise Neo-Bolşevizm’dir. Doğuasya’da bunlardan farklı bir düşünce vardır fakat bu üç devletin de toplum düzeni hakkında çoğu şey aynıdır. Romana Okyanusya’da Londra kentinde Winston Smith adlı 39 yaşında, Gerçek Bakanlığı’nda çalışan bir dış parti üyesinin gözünden görerek başlıyoruz. Winston Smith’in çalıştığı Gerçek Bakanlığı, adının aksine gerçeğin sistemli biçimde yok edildiği bir kurumdur. Burada gerçek, Parti’nin o anki çıkarlarına göre sürekli yeniden düzenlenir. Gazeteler, istatistikler ve tarihsel kayıtlar değiştirilir; eski bilgiler ise “bellek delikleri” aracılığıyla ortadan kaldırılır. Böylece toplum, geçmişi hatırlayamaz hâle gelir ve Parti’nin söyledikleri tek mutlak gerçek olarak kabul edilir. Okyanusya’da iktidar yalnızca bedenleri değil, hafızayı ve mantığı da kontrol eder. Geçmiş her gün yeniden yazılır, dün doğru olan bugün “hiç yaşanmamış” sayılır. Gerçek, kanıtlarla değil; otoriteyle belirlenir. İnsanlara yalnızca yalan söylenmez, doğruyu ayırt edemeyecek hâle gelmeleri
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma