Evinin kadınları
Akşam pazarlarından döner
Ve merhamet geçirmez duvarlara
Kim bilir kaçıncı kez ölmek istemeyen bir kadının çığlığı çarpar.
Şehir kulaklarını kapatmış duyuşlara
Karakollar oturup kara kollarını bağlamış
Yurttan haber verenler sonra bıçak yaralarını saymış
Sen göçük altında
Kömür karası karanlıkta
Işığı aramadın
Gömülmedin hiç bilinmezlere
Kimsesizler mezarlığında bulunmadın
Anaların gözpınarları gibi kurumadan
Sorgusuz sualsiz ölümleri hiç görmedin
Ya da buzdolabında çocuk cenazeleri
Bir avuç toprağına haset ettiğin
Plastik kutularda insan iskeletleri
Bombalanmış alanlarda sevdiğinin parçasını bulunca
Kan çanağı gözlerine lanet etmedin hiç
Sen giderken bazı uzaklara
Bir yakınlık vardı aramızda sonra sessizliğin
Çağıldayan sesi elimi uzatsam tutacağım elini
Sanki hiç gitmemiş gibi
Söylenmemiş sözlerin manifestosu kalbim
Açarım bazen içini yaralara pay ederim