Fatih ÇANKAYA

Fatih ÇANKAYA
@ItsFate
"Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir."
Besmele
Şükür ve kutsama ile ilgili âyetler de onların yaşamında ve hayat görüşlerinde önemli rol oynuyordu. Kur’ân şükür üzerinde çok duruyordu ve şükrünü ifade etmenin yolu ise: ‘Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır’ demekti. Bağlılık ve itaatın ifadesi ise ‘Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla’ demek idi. Bu, Kur’ân’daki her sûrenin ilk âyetiydi. Mü’minler de Peygamber’den öğrendikleri gibi her Kur’ân okuyuşlarında besmele çekiyorlardı. Genişleterek okudukları her şeyin başında ve daha sonra başlanan her şeyden önce besmeleyi okumayı adet haline getirdiler. Yeni din, lâ dinî olan hiçbir şeyi kabul etmiyordu.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Selam
Düşman olan inançsızların bulunmadığı yerlerde mü’minler birbirlerine, Cennet ehlinin selâmıyla, Cebrâîl’in Peygamber’i selâmladığı şekilde selâm veriyorlardı: “Selâmün aleyküm (selâm üzerinize olsun)”, karşıdakinin cevabı ise: “Ve aleyküm selâm (selâm sizin de üzerinize olsun)” oluyordu.
Din
YUVA (Zeyd İbn Muhammed)
Hârise hemen kardeşi Ka’b ile birlikte Mekke’ye doğru yola çıktı. Muhammed (s.a.v.)’e gidip, ondan oğlu Zeyd’i istediği fiyata kendisine satmasını istedi. Muhammed şu cevabı verdi: “Bırakın kendisi seçsin, eğer sizi seçerse hiçbir ücret istemeden onu size veririm; eğer beni seçerse, ben, beni seçen birinin üstünde karar verici değilim.” Daha sonra Zeyd’i yanlarına çağırdı ve bu iki adamı tanıyıp tanımadığını sordu. Zeyd: “Bu amcam, bu da babamdır” dedi. “Beni tanıyorsun” dedi Muhammed (s.a.v.): “Ve benim sana gösterdiğim dostluğu da biliyorsun. O halde benimle onlar arasında bir seçim yap.” Zeyd zaten seçimini yapmıştı, hemen şöyle dedi: “Senin üstüne başka adam seçecek değilim. Sen bana annem ve babam gibisin.” “Ey Zeyd, köleliği özgürlüğe, babana, amcana ve ailene tercih mi ediyorsun?” diye hayretle sordular. Zeyd: “Evet öyle, çünkü ben bu adamda öyle şeyler gördüm ki kimseyi ona tercih edemem” dedi. Muhammed (s.a.v.) daha sonraki konuşmaları kısa keserek onları Kâ’be’ye davet etti. Hicr’de ayakta durarak yüksek sesle şunları söyledi: “Ey burada bulunanlar, şahit olun ki Zeyd benim oğlumdur, ben onun, o da benim vârisimdir.”
Din
Yuva
Hatîce kocasına bir eş olduğu kadar, onun en yakın arkadaşı ve ideallerini ve isteklerini paylaşan bir dostu idi. Acılar ve kayıplar olsa da evlilikleri çok mutlu geçiyordu. Hatîce, Muhammed’e (s.a.v.) altı çocuk doğurdu, iki erkek ve dört kız. En büyük çocukları Kasım adında bir oğlan çocuğuydu. Bundan sonra Muhammed’e Ebû’l-Kasım (Kasım’ın babası) denmeye başlandı. Fakat çocuk iki yaşını doldurmadan öldü. İkinci çocukları Zeyneb adında bir kızdı. Onu üç kız çocuğu daha takip etti: Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fâtıma. Son çocukları ise yine çok az bir süre yaşayan bir erkek çocuğuydu.
Din
FİL YILI
Haklar ve görevler Abdu’d-Dâr ve Abdu Menâf sülâleleri arasında bölüştürüldüğünden beri Kureyş’in resmî bir başkanı yoktu. Fakat herkesin fikrinde kabilelerden birinin başkanı, Mekke’nin şefi olarak yer etmişti. Bu kez elçi Abdu’l-Muttalib’in evine yöneldi ve Abdu’l-Muttalib, oğullarından biriyle beraber elçinin arkasından gitti. Ebrehe onu gördüğünde görünüşünden o denli etkilendi ki selamlamak için ayağa kalktı ve halının üstüne, onun yanına oturdu. Ebrehe tercümana Abdu’l-Muttalib’den bir şey sorup sormak istemediğini öğrenmesini söyledi. Abdu’l-Muttalib, askerlerin ikiyüz devesini aldığını ve onların geri verilmesi gerektiğini söyledi. Ebrehe biraz şaşırdı ve hayal kırıklığına uğradığını belirtti. Develerinden çok yıkılmak istenen dinini düşünüyor olmalıydı. Abdu’l-Muttalib şu cevabı verdi: “Ben develerin sahibiyim, Kâ’be’nin de onu koruyan bir sahibi vardır”. Ebrehe: “Bana karşı koruyamaz” dedi. Abdu’l-Muttalib: “Bunu göreceğiz, sen bana develerimi geri ver” dedi. Ebrehe de develerin geri verilmesi için emir verdi.
Din