Özgürlükten söz etme. Özgürlüğe gelince herkes bülbül kesilir. Özgürlük şöyle, özgürlük böyle. Ağız dolusu konuşurlar. Özgür olmak senin ne işine yarar? Beş paran yoksa, bir işin yoksa, dünyanın özgürlüğü senin olmuş, neye yarar? Gidersin. İyi de nereye? Nasıl gidersin? Evsiz yurtsuz serseriler bu dünyanın en özgür insanları ama parklardaki bankların üstünde soğuktan donarak ölüyorlar. Özgürlük sadece insanları kandırmaya yarayan bir sözcük. Kaç serserinin özgürlük uğruna, üstelik de ne anlama geldiğini bile bilmeden canından olduğunu biliyor musun? Ya da ona kimlerin sahip olduğunu? Sadece parası olanlar. Evet, onlar.
Benim anlamadığım bir şey var: Benim kızımı öldüren canavarı Tanrı nasıl yaratmış olabilir? Bu duruma nasıl sessiz kalmış olabilir? Motosikletinden indirilen, dövülen, tecavüze uğrayan ve başına indirilen bir taşla öldürülen benim zavallı kızıma? Tüm bu şeyleri gördüğünde Tanrı’nın gökyüzünden herkesi sağır edecek bir sesle bağırması gerekirdi, günü karanlığa çevirmesi, karanlığı... Oysa hiçbir şey yapmadı. Günler geçip gidiyor ve hiçbir şey olmuyor.
- Tek kaygınız içinde yaşadığınız an. Gelecekten hiçbir şey beklemezken, nasıl bu kadar mutlu olabiliyorsunuz?
- Biz, içinde yaşadığımız andan başka bir şey değiliz. Sen hep geleceği düşünerek yaşıyorsun, bizden mutlu musun peki?