Bazı yazarları keşfettiğinizde, eksik bir parçanızı bulmuş gibi oluyorsunuz, Fakir Baykurt da benim için öyle oldu; işte ben bunları okumak, bu insanların hikayelerini bilmek istiyorum dedim...
Çorak ve yoksul Tozak köyünde, yarı deli yarı akıllı yaşlı dedemiz Kır Abbas'ın gözünden, köy ahalisinin türlü fedakarlıklarla kendi kendine yetme çabası anlatılır.
Asıl cehaletin; devletten bir şey beklemeden çırpınan bu kaba saba köylülere değil, onların emeğini sömüren anlamsız bürokrasiye mahsus olduğu, çok keskin bir dille ortaya koyulur.
Benim için kitabı özetleyen bir diyalog ekliyorum; günümüzde de durum ne kadar farklıdır tartışılır:
- Hiç anlamıyorum, bu nasıl hökümet? Bir yandan okul yapıp dönüm dönüm örnek bahçe ayırtıyor, bir yandan da yeşermiş bağı köylünün elinden alıyor!
- Onlar da anlamadan yapıyor, kimsenin kimseden haberi yok! Bu devletin adliyesi ayrıdır, mülkiyesi ayrı! Eğitimi, maliyesi,ziraati ayrıdır. Ticareti bir yana çeker, gümrüğü, hariciyesi bir yana! Hepsi bir bütçeden, bir halkın sırtından beslenir, hepsinin başında bir başbakan vardır ama yaptıkları
birbirini okşamaz! Bu yüğürür, öteki bozar! Onun için de bu milletin çocuğu olmaz! Karnı göbeği bozuktur sanki. Kaba deyimle böyledir hemşerim!
Öncelik vermenizi tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.