Jülide Mil

Birde Kitaplara...
Bitmemiş bir şarkı, dudağında bir yarım ezgi Sığınmak şarkılara sığınmak bir ömür boyu Sevdalım Hayat Sevdalım Hayat
Alıntı
Reklam
Hüzünlü bir konser...
Puan vermedi
Bir miras kavgasında köylünün birini dövmüşler. Adam kasabadaki arzuhalciye gitmiş, "Beni dövdüler! demiş ve bir şikayet dilekçesi yazmasını istemiş. "İyi " demiş arzuhalci "öğleden sonra gel al." Sonra geçmiş daktilosunun başına,usta bir arzuhalcinin bütün hünerlerini kullanarak,en etkili kelimeleri seçerek başlamış yazmaya. Köylü öğleden sonra gitmiş. Arzuhalci,onun parmak basarak onaylamasından önce yazdıklarını baştan sona okumak istemiş. Ne yazıldığını anlamasıymış derdi. Başlamış okumaya. Bir süre sonra köylünün hüngür hüngür ağlamaya başladığını görmüş. "Ne oldu?" demiş. Köylü bir yandan iki sıralı yaş döküyor,bir yandan da "Vay bana neler yapmışlar da haberim olmamış !" diye ağıt yakıyormuş. "İşte yazmaya başlayınca anılarımı, bende aynısı yaşadım" diyor Zülfü Livaneli. Ama oturup sadece kendisini mi anlatıyor? Hayır. Tıpkı müzik notaları gibi her parey'e dokunarak sanatçı ruhunu ortaya koyuyor. Kimi şiirsel bir dille,kimi tarihin derinliklerin de, kimi fikirlerin zihniyetin de ,kimi günün özetinde ,okuruna da şarkısını söyletiyor bütün çirkin seslere rağmen. Sevdalım Hayat. Bir beraberliğin türküsü. Bu biyografi konser tadında ,dinlemeyi sevenlere... Gittiğimiz her tiyatro suç unsuru olmuştu, okuduğumuz her kitap da öyle Batı’yı giysilerle, yaşam biçimiyle taklit ederek Batılı olunamayacağını kavrayamamış mıydık acaba? Benim için gerçek yaşam geceleri kitapların başında geçiyordu. Her kayıp insanın bir parçasını alıp götürüyor. İnsan yaşamında bazı dönemler vardır: İçinde yaşarken de önemli olduğunu hissedersiniz ama yıllar geçtikçe bu önem daha da artar. Sizden bağımsızlaşır. Size ait bir anı olmaktan çıkar ve kendi tarihini yaratır. Sakın unutma gökyüzüne bakmayı Gökyüzü senindir Gökyüzü herkesindir. Sevdalım Hayat
1000Kitap
Sevdalım HayatZülfü Livaneli · Remzi Kitabevi · 20095,3bin okunma
Umut
Puan vermedi
Arka kapak yazısının son cümlesi; " Okura dudak ısırtan ölümsüz bir eser." Beyaz Zambaklar Ülkesinde Finn aydınlarının verdiği mücadele... Neye karşı? Cehalet'e İnsanı okurken öyle bir motive ediyor ki, af buyrun tabiri caizse resmen gaza getiriyor. Bir heycanla dalıp gidiyorsunuz sayfalara... Her bir sayfayı çevirirken içinizden * Vayy beee ... ! , bizde yapmalıyız, bizde yaparız ,bizde yapalım ,bizde de olsun , keşke bizimde olsa, lütfen hadi bizde,bizde,bizde,... Nidalarıyla ah'layıp, of'layıp, pofluyorsunuz. Karanlık bir labirentte ışığı görmek gibi . Eğer Beyaz zambaklar ülkesini okuyacaksanız , bol bol kafa sallayıp, garip sesler çıkarmaya hazırlanın:)) Buraya kadar herşey çok güzel . Peki kitabı kapatıp yaşadığınız gerçeğe dönünce ne oluyor? İşte orası okuyanların kreatif ,janjanlı zengin kelime haznelerine kalmış. Işıklar sönünce , elinizde zambaklar , labirentte sırılsıklam böyle çaresiz böyle derbeder Odalarda ışıksızım diye, böyle ortalarda kala kalıyorsunuz . Birilerinin bizi kıskanıyor algısında dayanak taşlarının yıkılıp ,altında kalmış ezikliğin eşliğinde, asıl kendinizi çatır çatır kıskanırken bulmak oldukça sinir bozucu. Ayrıca bütün bu moral bozukluğunu okurların çekiyor olması da ayrı bir durum. Öğrenmek ne ızdırap verici... Her satır tokat gibi. En vuruculardan; Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır? Grigory Petrov Beyaz Zambaklar Ülkesinde
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Anonim Yayınları · 2002124,8bin okunma
Soğuk başlangıç
Puan vermedi
Yazardan okuduğum en etkileyici kitap bana göre Aşk ve öbür cinler. Gerçek bir hayat hikâyesi olması ilgi çekici. Midem de kramplarla, elim ağzımda zorla okumaya çalışmış olsamda gerçekten müthişti Aşk ve öbür cinler. Bende yeri ayrıcalıklı. Ve Kırmızı pazartesi, Önce 107 sayfalık bir kitaba uzun uzun yorum yazdım. Sonra ,dedim yahu ne anlattın böyle..? Şimdi seni okuyana kadar kitabı okurlar daha iyi bu ne destandır allasen . Yazar zaten ünlü ,eh kitapları zaten popüler, merak eden alır okur sen ne diye bu kadar beyanat veriyorsun. Ne dır, bu amme aşkı :)))) Kısa bir kaç kelime ile Kırmızı pazartesi; Tanıdık, aşina, bildiğimiz,benzer, gelenek, görenek, âdet, kültür, cehalet,namussuzların namus tutkusu, herşeyi bilipte bilmemeyi bilmek... Buz gibi. Pazartesi sendromu burdan mı gelme acaba:)) Okunmalı. Okumayanlar da yaşatıyor zaten. Kırmızı Pazartesi
1000Kitap
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
Puan vermedi
Belki bir gerilim kitabıydı cinayetler korkular, kaçmalar, kovalamalar ,kanlar, dehşet veren dakikalar, heycan veren anlar,yitip giden ölümler... Ya ruhların yok oluşları...? Ben sadece, ne hoş bir gerilim diye bakamadım Trendeki Kız'a. O çaresizce yitip kaybolmuşluk beni farklı düşüncelere sevk etti. Oysa gerilim, korku, polisiye kitaplarının, kış mevsiminin ufukta görünmesiyle bana göre tamda sezonu açıldığında çay ve çekirdek eşliğinde heycanla çevirecektim sayfaları katil kim diye... Ama öyle olmadı. Burkuldum kitaptaki kadınlara ve bir hüzünle çevirdim sayfaları. Bu yitip gitmişlik kadınlara lanetli bir mirastı. Erkek egemen toplumdaki varoluş felsefesi konunun özüydü. Erkeklere bağımlılık, alkole bağımlılık, mutluluğa bağımlılık üçleminde yüksek çatışmalar yaratıp üç kadın kimliğinin, kendisini yaşamın içinde var etmek istemesinin yansımasıydı Trendeki Kız. Yaşam da bir Tren değil miydi.... Hiç durmadan rayların üzerinden geçip giden o koca demir kütlesi, her gün hayatın önümüzden geçip gitmesi gibi , demir bir ağırlıkla yaşam da içimizden geçip gitmiyormuydu. Hepimiz bir yolcuyduk bu seyrüsefer de, ta ki ineceğimiz son durağa kadar... Kitapta olayların gelişimi, 6 ay önce, 2 ay önce vs. gibi geçişleri ile dünün ve bugünün karışımı biçiminde anlatılmış bu yüzden benzer tekrarlar biraz sıkıcıydı. Yazarın okurunu oluşturduğu durağan ve birbirinin tekrarı olan bu zamanlar silsilesi ile sıkılmasını kasıtlı tasarladığını düşündüm. Çünkü bu kitapta sadece beden ölümleri yoktu. Bunaltıcı olan aynı tekrarlar ruhların can çekişmeleriydi. Bu yöndeki oluşumlar da dirileri her zaman rahatsız eder sıkar ve bunaltırdı. Bir konuyu tam olarak anlayabilmemiz için onu tamamlamız gerekirdi. Tendeki Kız'a çokmu anlam yükledim bilemiyorum, belki benzeri türde bir çok kitap
1000Kitap
Trendeki KızPaula Hawkins · İthaki Yayınları · 202013,7bin okunma
Reklam