Breuer yükselen gerilimi hissediyordu. Nietzsche'nin soruları onu delip geçiyordu; karşılarında savunmasız kalmıştı. Güçlükle nefes alıyordu. Ciğerleri patlayacak gibiydi. Bir an yürümeyi bırakıp cevap vermeden önce üç kez derin nefes aldı.
"Bu soruların cevaplarını biliyorsun zaten! Hayır, ben seçmedim! Hayır, istediğim hayatı yaşamadım! Bana reva görülen hayatı yaşadım. Gerçek ben olarak yaşadığım hayata hapsoldum."
"İşte bu da Angst'ın ana kaynağı Josef. Göğsündeki baskı yaşanmamış hayatın yüzünden kalbinin sıkışmasından ileri geliyor. Kalbinin tik takları geçen zamanı gösteriyor. Zaman açgözlüdür. Zaman çiğneyip yutar ve geriye hiçbir şey vermez. Sana biçilen hayatı yaşadığını söylemen ne fena! Özgürlüğü, tüm tehlikelere rağmen, hiç aramadan ölümle karşı karşıya kalman ne fena!"
...yalnızlık, amaç, özgürlük konusundaki derin kaygılar -bir ömür boyu bir yerlere kitlenip kaldırılan kaygılar- gün gelir zincirlerini koparır ve zihnin kapılarına dayanırlar. Duyulmak isterler. Sadece duyulmak değil, yaşanmak da isterler!
Yeraltındaki adamı anlatan o tuhaf Rus kitabı beni düşündürmeye devam ediyor. Dostoyevski bazı şeylerin arkadaşlar dışında kimseye söylenmeyeceğini; bazı şeylerin arkadaşlara bile söylenmeyeceğini, bazı şeyleriyse insanın kendine bile söylemediğini söylüyor! Belli ki Josef'in kendine bile söylemediği şeyler şimdi içinde patlayıp yüzeye çıkıyor.
"Ne demek istiyorsun Friedrich? Nasıl eşlik etmiyorlar?"
"Benim önemsediğim şeyleri önemsemeyerek! Bazen hayatıma ve çevreme şöyle bir bakıyorum da hiç kimsenin bana eşlik etmemiş olduğunu, tek eşlikçimin zaman olduğunu görüyorum."
"Bir şey daha var" diye devam etti Breuer, "Bertha benim yalnızlığımı kolaylaştırıyor. Kendimi bildim bileli içimdeki boşluklardan hep korkmuşumdur. Oysa yalnızlığımın diğer insanların varlığı ya da yokluğuyla hiç ilgisi yok. Ne demek istediğimi anlıyor musun?"
"Ah, seni kim benden daha iyi anlayabilir ki? Bazen hayattaki en yalnız insan olduğumu düşünürüm. Ama bunun başkalarının varlığıyla hiçbir ilgisi yoktur aslında beni yalnızlığımdan koparıp da gerçek anlamda eşlik etmeyenlerden nefret ederim."