Mâvi

Mâvi
Beden olarak her insan tektir, ruh olarak asla!
Kütahya'dan itibaren atmosfer değişiyor. Her şey size Garbi Anadolu'ya girdiğinizi söylüyor. Ağaçlar, taşlar, topraklar, ovalar, yamaçlar, dereler, tepeler dünkü gördüğünüz ağaçlar, taşlar, topraklar, ovalar, yamaçlar, dereler, tepeler değildir. Bu bölgenin güzelliğinde anlaşılan fakat anlatılamayan başka bir hâl, başka bir mûnislik, bir doğrudan doğruya gönüle söyleyiş var. Orta Anadolu'nun tabiatı dilsiz, küskün ve haşindir. Her manzarası size arkasını çevirmiş gibidir. Halbuki, Kütahya'dan veya Eskişehir'den itibaren kimi Marmara'ya kimi Akdeniz'e doğru inen bu yollarda ezelden özlenilen bir asinalık seziyorsunuz ve şimdiden alnınızı okşıyan serinlikte İzmir'in meltemlerini hatırlıyorsunuz.
Sayfa 112 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Karargâhta, Garp Cephesi Kumandanının oturduğu derme çatma bir kanape ile üstünde askerî evrakı imzaladığı küçücük masa ve benim oturduğum boyasız tahtadan bir sıra, bu odanın diğer bütün eşyasını təşkil ediyor. Tek bir elektrik ampulü bu yarı boş odayı yarı aydınlatmaktadır. Hangi kumandanın dairesi buradan daha sadedir? Ve hangi kumandan İsmet Paşa'dan daha büyük, daha mehabetli bir işin başındadır?
Sayfa 111 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu
Fakat zannetmeyiniz ki, Ankara'nın manzarası şehir İtibariyle şu şöhret ve ehemmiyetle mütenasip bir heybet ve ihtişam arzediyor. Türk milliyetçilerinin Hükümet Merkezi bir yangın harabesinden başka birşey değildir. Bütün dünyaya kafa tutan ve garip âleminin mütecaviz ve mütevli dalgalarına karşı Şarkın eşiğində yegâne geçilmez seddi teşkil eden Büyük Millet Meclisi bu harabenin bir kenarında tek katlı, mütevazi, küçük bir binaydı. On yıllık mütemadi bir mücadeleden sonra hâlâ sayısız düşmanlarla döğüşen Türk Milletinde azim, irade, kuvvet ve kahramanlık, fazilet ve ümit namına ne varsa hep bu yalınkat binanın içinde bulunuyor. Zarf ile mazruf arasında ne büyük tezat! Fakat, Türk'ün ruhundaki hayatı ve ahlâkî fazilete o emsalsiz ulviyet ve mahabeti veren asıl bu tezat değil midir? Eğer Ankara, Londra gibi muazzam ve tantanalı bir şehir ve Büyük Millet Meclisi, West Minister şehrinde bir saray olsaydı Anadolu'daki milliyet ve istiklâl hareketinin mânası bu kadar büyük görünür müdü? Türk askerine yirminci asır medeniyetinin icabı demir ve çelikten bin türlü cehennem aletlerine karşı koyabilmek kudretini veren şey onun büründüğü paçavralardır.
Sayfa 94 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu
Altımda toprak damın sertliği, üstümde gecenin ıssızlığı. Fakat ben gökyüzünde yıldızların her birine bir çoban yıldızı gibi bakıyorum. Çoban Ankara'da. Yarın ikindiye doğru orada olacağım. Bir sevinç, bir sevinç ki, içim içime sığmıyor.
Sayfa 93 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu
Hastalığımdan da büsbütün kurtulmamıştım. Beni tutan yalnız ruhumun kuvvetiydi.
Sayfa 91 - Birikim Yayınları·Kitabı okudu