Telefonu kulağıma yasladıktan sadece üç
saniye sonra Ali'nin sesini duydum. "istersen senin için polis de olurum. Şikayetiniz neydi, Defne Hanım?" Aramaları kendi telefonuna yönlendirmişti tabii ki.
"Şikayetim değil, bir uyarım var." Telefonu kıracakmış gibi sıktım. "Odaya gelecek olursan önce ağzını kırar, sonra da dökülen dişlerini götüne sokarım!"
Bedenlerimiz birbirine yapışmıştı ve kolay kolay ayrılacağa
benzemiyordu. Arzu ve tutkunun zirvesindeki öpücükleri az önce
kokladığı boynuma kaydı. Dudakları hâlâ ıslaktı. Heyecanıyla kesik kesik gelen ılık nefesi, bedenimin titremesiyle adeta bir ritim
oluşturmuştu. Ruhumu ele geçiren bir orkestranın giriş çağrısı...