-Kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz, başkalarının yanında durmamızda yardımcı olur. Bu sebeple bizler bir başka açıdan başarıya ulaşıyoruz aslında.
-Hangi açıdan?
-Biraz daha insaniyyet kazanıyoruz.
Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin, yolları zorlu ve dik olsa da.
Kanatları sizi sardığı zaman, ona teslim olun, tüyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da.
Ve aşk sizinle konuştuğu zaman, ona inanın, bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgârı gibi darmadağın etse de düşlerinizi sesiyle.
Çünkü aşk hem taç olur başınıza, hem çarmıha gerer sizi. Hem besler büyütür, hem de budar sizi. Yücelerinize tırmanıp okşar sever güneşte titreyen en körpe dallarınızı, inip sonra aşağı, sarsar toprağa tutunmuş köklerinizi.
Mısır demetleri gibi derer aşk sizi.
Harman yerinde dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yumuşayana kadar yoğurur ve sonra sizi atar kutsal ateşine, tanrı’nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye.
Aşk bütün bunları, yüreğinizin sırlarına ermeniz ve bu bilgiyle hayatın yüreğinin bir parçası olabilmeniz için yapacaktır.
Fakat eğer korkularınız içinde, sadece aşkın huzurunu ve hazzını aramaksa muradınız,
o zaman çıplaklığınızı örtüp aşkın döven yerinden çıkın daha iyi,
girin güleceğiniz ama doyasıya gülemeyeceğiniz, ağlayacağınız ama bütün gözyaşlarınızı dökemeyeceğiniz o mevsimsiz dünyaya.
Kendinden başka bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz.
Ne sahip olur aşk, ne de kendine sahip olunsun ister.
Çünkü aşka aşk yeter.