Jaman

Jaman
𐰤𐰀 𐰢𐰆𐱃𐰞𐰆 𐱅𐰇𐰼𐰜𐰇𐰢 𐰓𐰃𐰘𐰀𐰤𐰀 Puzzle parçası eksik, sabahın nurunda gecenin feyzinde Memento mori youtu.be/1aHQo96EjLo?si=...
Gözde Paşa'nın gözlemleri
Puan vermedi·86 syf.·
2026 54. kitabı
Okurken, okudukça sinirimin bozulduğunu hissettiğim bir eser oldu açıkçası. Sinirimin nedeni, Türk milletinin bu büyük adamı gerçekten anlayamamış olması. Satır aralarından, alt metinlerden, Atatürk ben geliyorum demiş bana kalırsa. Adam her açıdan zekasını yansıtmış. Karizmatik bir insan olması da cabası. Türk milleti çektiği sıkıntıların üstüne Atatürk ile ödüllendirilmiş bence Allah tarafından. Değeri bilindi mi? Tartışılır. Değeri biliniyor mu? Hayır Değeri bilinecek mi? Kesinlikle. Andımızı sabahları okumuş olan ben, garantörüyüm...
Atatürk
M. Kemal Atatürk’ün Karlsbad HatıralarıMustafa Kemal Atatürk · Türk Tarih Kurumu Yayınları · 2019778 okunma
Reklam
İstihbarat Savaşı da Bir Cephedir
Puan vermedi·352 syf.·
2026 52. kitabı
Hain sonrasında, serinin ikinci kitabı olan bu eser yine Ahmet Muhtar'ın etrafında Millî Mücadele'nin cephe gerisi cephesinin hikayesini anlatıyor. İlk eserde, güzel bir akış vardı ve mücadelenin her alanda, her cephede olduğu işlenmişti aslında. Burada da hikaye oldukça geniş ve farklı coğrafyaya yayılmış durumda. Yalvaçlı Sadık ile araya serpiştirilen gerçekçi, komik ve Anadolu insanını temsil eden karakteri başta olmak üzere her karakteri yine canlanıveriyor zihinde. Selim Erdoğan (Hidrojeolog) hocanın yine kalemine sağlık maşallah. Kitabın sonuna doğru kendine pas atması da güzeldi, romanı yazılsa keşke diyerek. Zaferden Sonra'yı merakla bekliyorum. Millî Mücadele anlatısı dizinimizde, her çeşitle gerekli. Kötü ve eksik şuurlu insanların zehrinden pırıl pırıl Türk evlatlarını böyle arıtırız zira.
Roman
Şafak SökmedenSelim Erdoğan (Hidrojeolog) · Kronik Kitap · 2025136 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 43. kitabı
Selim Erdoğan (Hidrojeolog) 'ı uzun yıllardır takip ederim. Bu kadar meşhur değilken Sakarya ile tanımıştım. Bir yandan hem popülerleşmesini kıskanıyorum, hem de diğer yandan daha da tanınsın, onu dinlemeyen, okumayan kalmasın istiyorum. Nedenini şöyle açıklayabilirim; biliyorum ki hocamız tıpkı benim gibi rahmetli Turgut Özakman 'ın Kurtuluş filmini her izlediğinde gözleri doluyor. Hüzünden de sevinçten de öfkeden de azimden de... Veya Şu Çılgın Türkler 'ı okurken de aynısı geçerli. Allah ilim ahlâkına sahip böyle kişileri artırsın bu vatanda. Ancak o zaman vatan sevgisi, siyasî kürsülerden, şekilcilikten uzaklaşır. Atatürk'ün de dediği gibi, Türk evladı ecdadını tanıdıkça kuvvetlenir ancak. Okuyunuz efendim. Başka söze hacet yok naçizane.
İstiklâlin Kumandanları 1Selim Erdoğan (Hidrojeolog) · Kronik Kitap · 0215 okunma
audi alteram partem
Puan vermedi
Meşhur bir anlatım vardır, özellikle kişisel gelişime dair bir ibret/ders verebilmek adına, denilir ki "1" karakterdir ve yanına eklenen her bir sıfır başka hasletleri karşılar. Böylelikle karakterin yanına eklenen özelliklerle kişinin ne kadar değerli olduğu gözlemlenebilir. Ancak asıl ders noktasına gelinirse 1 olmazsa, ortadan kalkarsa diğerlerinin bir anlamı olmaz gibi bir anlatım yapılır. Güzeldir esasında bu örneklem. Anlayana elbette. Bu kitabı okurken kafamda canlanan da bu oldu. Nitekim "dört başı mamur" bir eser olabilecek kadar "0"'ı bol bir çalışma gerçekten. Çıkış noktası dahil muhteşem bir çalışma olacakken, gözümde yetersiz hale gelecek çok mühim bir noktası var. Yani deyim yerindeyse "1"'i yok. Sıfırların fazlalığının hiçbir kıymeti kalmayacak derecede hem de... Nitekim yazarımız, Sonsöz'de de ifade ettiği üzere ailesinden dinlediği hikayelerle şekillendirdiği -bilinçli ya da bilinçsiz- kesin yargılara dayanarak bir metin inşa etmiş aslında. Her ne kadar Refik Halit'in "muhalefet" çizgisi takip edilse de metnin ana omurgası adeta Ermeni soykırımı iddiası üzerine. Nitelikli bir çalışma gibi görünse de ne yazık ki yalnızca "ya öyleyse?" sorusunu sormuş. Oysa bilimsel olarak "ya öyle değilse?" sorusu da mutlaka sorulmalı idi. Ancak öyle bir koşullanma var ki hem bu iddianın bir gerçeklik sağladığına dair yazarın kendi ifadeleriyle bezenmiş bir metin görüyoruz hem de Refik Halit'in Ankara'daki yangın olayını anlattığı yazısına atıfla olaya değinmeye orada da çalıştığını söyleyebiliyoruz. Ancak işin ilginci metin boyunca Refik Halit'in çizgisindeki değişimleri bizzat kendisi sunsa da yazarın, niyeyse bu söz konusu yangın üzerinden Ermeni soykırımına(!) üzülen, hayıflanan bir karakter olduğunu ısrarla belirtmesi, kitabın "1" kimliğini yitirmesine yol
Türkiye Tarihe Muhalif Bir GeçmişChristine M. Philliou · Fol Kitap · 202215 okunma
"Hazret-i Salih"
Puan vermedi·152 syf.·
2026 48. kitabı
Salih Bozok'u 10 Kasım'daki fiili dolayısıyla her zaman merak etmişimdir. Hafızamda uzun süredir hep bir yaverin sadakati, sadakatinin sınırı ne olmalıdır sorusunu sorup durmama vesile olmuştur. Hayat hikayesini de merak etmiş ve oradan buradan edindiğim bilgiler ile -bugüne değin çeşitli konuların araya girmesiyle araştırmamı istediğim gibi yapamamıştım- yetinmiştim. Hakkında yazılan tetkik eserleri hep alışveriş listeme almıştım. Ancak torunun böyle bir eser hazırlaması benim için daha iyi olmuş açıkçası çünkü Dücane Cündioğlu'nun ifadesiyle anlatayım, hatıratta zaman zaman "ara sokaklara" ancak aile bireyleriyle girilebiliyor. Eserden çok memnun kaldım şahsen. Nitekim hala merakımı cezbeden taraflar olsa da kısmen de tatminkâr kıldı beni. Bİr taraftan Atatürk ile olan çocukluktan gelen bağ, Selanik günleri, Zübeyde Hanım ile olan yakınlık, Latife Hanım ve Paşa ile evliliği üzerine yer aldığı konum, II. Abdülhamit'i gözetimde tutan subaylardan biri olması da cilası... Diğer taraftan oğlu Muzaffer Bey'in hatıralarının yer alması çok memnun etti beni. Bazen düşündürdü, bazen o günlere götürdü bazen de güldürdü. Özellikle babasının arabasını kaçırma hikayeleri gerçekten güzeldi. Seryaver'in de Başkomutan'ın da ruhu şâd, mekanı cennet olsun.
Seryaver Salih BozokMehmet Bozok · Nemesis · 076 okunma
Reklam