Eseri okurken zihnimi hem allak bullak eden hem de tuhaf bir şekilde özgürleştiren bir yolculuğa çıkmış gibi oldum. Sanki bir aynanın karşısına geçip kendime, inançlarıma ve toplumun bana dayattığı her şeye yeniden bakıyormuşum gibi hissettim. Nietzsche, bu kitabında öyle bir üslupla yazıyor ki, hem seni sarsıyor hem de düşünmeye zorluyor.
Kitabı elime aldığımda, Nietzsche’nin o alışıldık yoğun ve şiirsel üslubunu bekliyordum, ama İnsanca, Pek İnsanca biraz daha sakin, daha sorgulayıcı bir tonda geldi.
Aforizmalar kısa, keskin ve doğrudan. Her biri, insan doğasının, ahlakın, dinin ya da sanatın bir yönünü ele alıyor ve seni “Bu zamana kadar neden böyle düşünmedim?” diye sorgulamaya itiyor.
Kitabın en etkileyici yanı, her şeyden şüphe etmeyi öğretmesi. Toplumun bize “doğru” diye sunduğu ahlak kuralları, din, hatta mutluluk arayışı…
“Kendin ol, ama önce kendini tanı.”
Eğer kendinizle yüzleşmeye, inandığınız her şeyi sorgulamaya hazırsanız, bu kitap tam bir hazine.