Jeffy Dahmer

Jeffy Dahmer
@JeffyDahmer
geçmişe pişmanlık duymak, geleceğe umutla bakmak ve yaşadığım andan hiçbir zaman tatmin olamamak : bütün ömrüm böyle geçiyor
Genç Adam : İnsanın, sezgisel olarak iyi ile kötüyü ayırt edebilme algısıyla donatıldığı doktrinine inanıyor musun? Yaşlı Adam : Adem, bunu yapamıyordu. Genç Adam : Fakat, o zamandan beri insan bunu elde etmiş olabilir mi? Yaşlı Adam : Hayır. Bence hiçbir türden sezgiye sahip değil. Tüm fikir ve izlenimlerini dışarıdan alıyor. Bu fikri sana aşılayabilmek adına tekrar edip duruyorum. Böylece doğru olup olmadığını kendin inceleyeceğin kadar ilgini çeker diye umuyorum. Genç Adam : Sen, kendi sinir bozucu görüşlerini nereden edindin? Yaşlı Adam : Dışarıdan. Onları oluşturmadım bile. Binlerce bilinmeyen kaynaktan toplandılar. Çoğunlukla farkında olmadan, hepsini bir araya getirdim. Genç Adam : Tanrı'nın, doğası gereği dürüst bir insan yaratabileceğine inanmıyor musun? Yaşlı Adam : İnanıyorum. Bunu yapabileceğini biliyorum. Aynı zamanda, hiç yapmadığını da biliyorum. Genç Adam : Senden daha bilge bir gözlemci, "Dürüst bir kişi, Tanrının en asil yaratısıdır." diye yazmıştı. Yaşlı Adam : Yazdığı şey gerçek değil, hatalıydı. Kulağa güzel geliyor ama içi boş ve yanlış. Tanrı, kişiyi içindeki dürüst ve dürüst olmayan olasılıklarla yaratıp orada durur. İnsan bağlantıları da
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
...İnsan davranışlarının tek bir merkezi, sabit ve değiştirilemez dürtülerden mi yoksa çeşitli dürtülerden mi çıktığını düşünüyorsun? Genç Adam : Çeşitli dürtülerden. Tabii bazıları yüce, iyi ve asilken diğerleri değil. Senin fikrin nedir? Yaşlı Adam : Yalnızca tek bir kanun, tek bir kaynak olduğu. Genç Adam : Yani en asil dürtülerle en rezil olanlar, o aynı kaynaktan mı çıkıyor? Yaşlı Adam : Evet. Genç Adam : O kanunu kelimelere dökebilir misin? Yaşlı Adam : Evet. Kanun şöyle, aklında tut : Bir insan, beşiğinden mezarına kadar asla, ilk ve en önemli amacı, kendi iç huzuru ve ruhsal rahatlığı olmayan tek bir şey bile yapmaz.
Edebiyat
Şişede Bulunan Not
❝...Kelimelere dökemediğim bir duygu ele geçirdi ruhumu. Hiçbir irdelemeye geçit vermeyen, geçmişe ait derslerin karşısında biçare kaldığı ve geleceğin de kendisine çözüm getirmeyeceğinden korktuğum bir duygu. Benimki gibi işleyen bir zihin için son söylediğim kötü bir düşünce. Hiçbir zaman -ama hiçbir zaman- düşüncelerimin doğasından memnun olmayacağım. Yine de bu düşüncelerin mutlak olmaması şaşırtıcı değil çünkü tamamıyla özgün kaynaklardan besleniyorlar. Yeni bir his, yeni bir varoluş kazanıyor ruhum.❜❜
Edebiyat
Morgue Sokağı Cinayetleri
❝...Geceyi yalnızca gece olduğu için sevmek, arkadaşımın kaçık bir eğlencesiydi -Başka ne denilebilir ki buna?-. Bu acayip huyuna da diğerlerine olduğu gibi uyum sağlamış, bütün vahşi heveslerine teslim olmuştum. Tanrıçanın karanlığı etrafımızı her zaman sarmadığından, gündüzleri onun varlığını kendimiz yaratıyorduk. Gün doğumunda evimizin kirli panjurlarını kapatıp soluk, cansız ışıklar yayan bir çift ağır kokulu fitil yakıyorduk. Bunların yardımıyla ruhlarımızı hayallere gark ediyor; saat gerçek karanlığı gösterene dek okuyor, yazıyor veya sohbet ediyorduk. Sonra kendimizi kol kola caddelere atıp kalabalık kentin ışıkları, gölgeleri içinde geç saatlere kadar başıboş dolaşıp günün konusunu sürdürerek sonsuzluğun yalnızca kayıtsız gözlemcilikle tadılabilecek zihinsel zevkini arıyorduk.❜❜
Edebiyat
...Ivan Dimitriç sanki yeni uyanmış gibi kızaran gözlerini ovuşturarak "Şimdi, at arabasıyla kırlarda gezmek güzel olurdu." dedi. "Sonra eve dönmek, sıcak çalışma odasına gitmek ve... Baş ağrımı tedavi edecek düzgün bir doktor bulmak... İnsan gibi yaşamayalı çok uzun zaman oldu. Burası iğrenç! Katlanılamayacak kadar iğrenç!" Önceki gün yaşadığı kaygı yüzünden yorgun ve huzursuzdu, isteksizce konuşuyordu. Elleri titriyor ve şiddetli bir baş ağrısı çektiği yüzünden anlaşılıyordu. "Sıcak çalışma odası ve burası arasında bir fark yok." dedi Andrey Yefimiç. "Huzur ve mutluluk dışarıdaki şeylerde değil, insanın içindedir." "Ne demek istiyorsun?" "Sıradan bir insan, iyi ve kötüyü dışarıda arar. At arabaları, çalışma odaları gibi... Düşünen bir insan ise onları bulmak için kendi içine bakar." "Gidip Yunanistan'da felsefe dersleri vermelisin. Orası ılık ve sokakları nar kokusuyla dolu, söylediklerin bu iklime hiç uygun değil. Diogenes ile ilgili kiminle konuşuyordum ben? Sen miydin o?" "Evet, bendim. Dün bahsetmiştik." "Diogenes'in bir çalışma odasına ve ılık bir ortama ihtiyacı yoktu, orası bunlar olmadan da yeterince sıcak. Kayığının içine uzanıp bütün gün portakal ve zeytin yiyebilir. Fakat, onu yaşamak için Rusya'ya getirirsen, bırak aralığı, mayıs ayında bile kalacak bir yer için yalvarırdı. Soğuktan iki büklüm olurdu."
Edebiyat