Deirdre

Siyah
“İnsanlar hep siyahı karanlık, beyazı saflık, masumluk olarak görmüştü ama bana göre öyle değildi. Siyah saflıktı, siyah kirlenemez bir renkti çünkü bütün renkleri sömürür, yine de kendi berraklığından ödün vermezdi ama bir kırmızı, bir yeşil öyle miydi? Değildi. Beyazda elbet öyle değildi. Hatta beyaz en kirli renkti. Bütün renkleri içine katsanız, bir daha yüzüne bakamayacağınız bir renge dönüşürdü beyaz. O yüzden saf değildi, hiçbir zaman olmamıştı. Beyaz zayıflık demekti. Ben zayıf değildim. Ben güçlüydüm. Ben bana ne kadar zarar vermeye çalışırsanız çalışın, size sömürür ve atardım. Canım yansa bile bunu size asla göstermezdim, insanların içinde ağlamazdım, yalvarmazdım. Sadece… sadece bir istisnam vardı bu konuda, kendisi de istisna olduğunu bilmediği için beni değiştirmezdi. Bu yüzden hayatıma kirli renkleri katıp berraklığını bozamazdı insanlar. Yüzümün önündeki saçlarımı çekip de, bana hayatın berraklığını gösteremezlerdi çünkü ben zaten o dünyayı biliyordum. Bu dünya kirliydi. Bu dünya bütün renkleri barındırıyordu dışlıyordu. Bu dünya bütün renkler birbirine katıp kirletiyordu. İnsanlar siyahtan korkuyorlardı, kirli buluyorlardı, karanlık ve çirkin… Ama asıl saf, asıl temiz, asıl iyi siyahın ta kendisiydi.
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Harekete Geçmek
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 97. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2025 19:35
Bu kitap “Carpe Diem” diye bağırıyor resmen. Filmini izlediğimden beridir benim için yeri ayrı olan bu şaheserin ( şaheser diyorum çünkü başka şekilde ifade edilebileceğini düşünmüyorum ) kitabını bu kadar geç okuduğum için çok pişman oldum. Küçükken çok iyi bir öğretmene denk gelenler bilirki bu hayatta en şanslı kişilerden biriside onlardır aslında. Sana yol gösterir. Seni kolayca etkileyebilir. Ya senin üstünde sonsuza kadar kalacak iyi ya da kötü bir etki bırakır ki sen bunu bir daha unutamazsın. Çünkü ilkler adı üstünde ilktir ve unutulamazlar. Bazıları düşünürki kitapta Neil’in hem en büyük şansı hem de en büyük şanssızlığı öğretmeni Keating’dir! Fakat ben buna katılmam. Katılmam tabi çünkü size gerçek hayatı gösteren ve o güzel, vazgeçilmez tadı bir kez aldıran kimse nasıl olabilirde kişinin en büyük şanssızlığı olabilir! Öldü diye mi? Zira siz Neil öldürmese kendini, yaşayacağını mı düşünüyordunuz? Yaşayan bir ölüden ne farkı kalırdı ki? O artık bir insan değil babasının tıpkısı bir robot olurdu bir robot! Benide herkes gibi en çok etkileyen sahnelerden birisi “Carpe Diem” sahnesi olmuştur. Keating hepsini onur salonuna götürür ve mezunları gösterir. Kitaptada geçtiği gibi çoğu insan başarının o yüce tanrısallığını kovalarken gençlik hayallerini heba etmedi mi? Kitabı tek bir cümleyle açıklamak istesem bu olurdu sanırım. Çoğu insanın ise bu durumun farkında olmaması ise trajikomik. Hadi ama sonuçta onları suçlayamam değil mi? Hepsi günümüzdeki sistemin kurbanları. Peki bu sistemi kim inşa etti? Daha doğrusu bu sisteme baş kaldırırsan ne olur? Neil gibi sende trajik bir şekilde ölür ve bir hafta sonra unutulur musun? Şiirin şiir olduğu zamanlar ne güzeldi. Kitaptan bir alıntı bırakmak istiyorum buraya “Şiiri sözcüklerle de sınırlandırmıyorum. Müzikte de şiir
Duygu ve Düşünce
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Nokta Yayınları · 200633,2bin okunma
Ve hala uyuyoruz
“ Yarını düşlüyoruz ama yarın gelmek bilmiyor; Biz zafer düşlüyoruz Aslında hiç istemediğimiz. Yeni bir gün düşlüyoruz O yeni gün zaten gelmişken. Kavgadan kaçıyoruz Durup dövüşmemiz gerekirken. Ve hâlâ uyuyoruz. Çağrıyı dinliyor ama kulak asmıyoruz, Gelecek için umutlanıyoruz, gelecek yalnızca planlardan ibaretken Bilgili düşlüyoruz, her gün köşe bucak kaçtığımız, Bir kurtarıcı diliyoruz, kurtuluş ellerimizdeyken. Ve hâlâ uyuyoruz. Ve hâlâ uyuyoruz. Ve hâlâ dikiliyoruz. Ve hâlâ korkuyoruz… Ve hâlâ uyuyoruz .”
Sayfa 120·Kitabı okudu
Alıntı
“Şiiri sözcüklerle de sınırlandırmıyorum. Müzikte de şiir olabilir, bir fotoğrafta da, bir yemeğin hazırlanışında da -içinde ilham olan her şeyde. Gündelik şeylerde de olabilir ama asla ve asla sıradan olmamalıdır. Gökyüzü hakkında ya da bir kızın gülüşü hakkında yazın tabii ama bırakın şiiriniz kurtuluş gününü, kıyamet gününü ya da herhangi bir günü anımsatsın. Bizi aydınlattığı, heyecanlandırdığı ve -eğer yaratıcı ise-kendimizi bir parça ölümsüz hissetmemizi sağladığı sürece benim için sorun yok.”
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
“Eğer bir şeyden eminseniz, başka bir şekilde düşünmeye zorlayın kendinizi, yanlış ya da aptalca olduğunu bilseniz bile. Bir şey okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayın, durup siz ne düşünüyorsunuz ona da kafa yorun. Kendi sesinizi bulmaya uğraşmalısınz çocuklar ve harekete geçmek için ne kadar beklerseniz onu bulma şansınız o kadar azalır. Thoreau der ki, “Çoğu insan hayatını sessiz bir çaresizlik içinde yaşar.””
Sayfa 52·Kitabı okudu
Alıntı