Pek çok insan bu dünyada ölüden farksız yaşar; kendilerini meçhule adamış bu canli cenazeler, bastıkları toprakta, soluduklari havada, kursaklarina gönderdikleri bir lokma ekmekte hayatın tadı yerine sadece zehrini bulurlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitabın adını gördüğümde Sezen Aksu'nun sözleri Metin ALTIOK'a ait olan şarkısı çalmaya başladı zihnimde. Kitabı da bu şarkıyı dinleyerek okumak ayrı bir keyif oldu.
KAVAKLAR
Bedenim üşür, yüreğim sızlar.
Ah kavaklar, kavaklar...
Beni hoyrat bir makasla
Eski bir fotoğraftan oydular.
Orda kaldı yanağımın yarısı,
Kendini boşlukla tamamlar.
Omzumda bir kesik el,
Ki durmadan kanar.
Ah kavaklar, kavaklar...
Acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar.
Elinizde bu kitap, kulağınızda bu şarkı ile bir de doğanın güzel manzarasıyla bir dağda, ormanda, göl kenarında okursanız bu eseri, değmeyin keyfinize, kaymaklı ekmek kadayıfı olur, benden tavsiye.
Her bir ağaçla ayrı bir derdi, keyfi, hüznü anlatmış Hermann Hesse bu eserde. Her ağacın yaşamı, bir insanın yaşamıyla paralel. Hepimizin hayat şekli bir ağacın yaşayışı. Son olarak yazarın şu cümleleri benim de diyeceklerimi bitiriş sözüm olsun:
"Bir şey anlatmayı mı vaat ettim ben? Hayır, böyle bir vaatte bulunmadım, bir şey anlatmak istediğim yok zaten." [sayfa 34]