Livaneli’den Engereğin Gözü’nü okuduktan sonra yazara hayran kalmış ve bir kitabını daha okumak istemiştim. Yaptığım araştırmalar, Abdülhamid dönemine olan merakım ve tarih ilgim doğrultusunda Kaplanın Sırtında’yı almaya karar verdim.
Bu kitabın bir şaheser niteliğinde olduğunu söylemem gerekiyor. Her sayfası ince ayrıntılarla ve tarihsel bilgilerle dolu.
Kitapta, 31 Mart Vakası sonrasında saraydan apar topar çıkarılan ve tahttan indirilen Abdülhamid’in ailesiyle birlikte Selanik’e götürülüşünü ve burada başlayan yaklaşık üç yıllık sürgün hayatını okuyoruz. Bu dönem, kendi doktorunun tuttuğu notlar aracılığıyla son derece etkileyici ve gerçekçi bir şekilde aktarılmış.
Kitabı okudukça, her çevirdiğim sayfada Abdülhamid’e dair önyargılarım biraz daha kırıldı. Evet, istibdat vardı; baskı vardı. Ancak bunların, dönemin şartları içinde vatanı ayakta tutma çabasının bir parçası olduğunu da anlamış oldum.
Abdülhamid tahttan indirildikten ve istibdat sona erdikten sonra, dönemin subayları gerek particilik gerek siyaset yüzünden disiplinlerini kaybetmişti. Osmanlı’nın en kıymetli topraklarından biri olan Balkanlar elden giderken, Abdülhamid bu haberi aldığında bile eline bir tüfek verilmesini istemiş; herkes gitse bile Selanik’te kalıp şehri savunacağını söylemişti. İşte o satırları okurken içimden şu geçti:
“Bu adam bu ülkenin yararından başka ne istedi?”
Herkesin okumasını öneririm; özellikle de “Abdülhamid’i anlamak” isteyenlerin.