Belki de insanların eskiden olduğu gibi şimdi de görmek istedikleri şey, dejenere bir yaşam süren, ailesi umrunda olmayan ya da karısına pahalı kıyafetler alabilecek kadar bol para kazanan (bu imge fazla mı eskiye ait acaba?), bazen içkiye gömülüp bazen kadınlarla eğlenceye boğulan, arzu ettiği türde bir yaşamı gönlünce sürdüren, düşkün ve karmaşa dolu bir yaşam içinden edebiyat eseri doğuran asosyal edebiyatçı şeklindeki basmakalıp roman yazan imajıdır. Ya da İspanya İç Savaşı'na katılıp havada uçuşan mermilerin altında daktilo tuşlarına tık tık vurmayı sürdüren "aksiyon insanı bir yazar" arzu ediliyordur. Aslına bakarsanız, yazar denilince kimse sakin bir banliyö evinde yaşayan, akşam erken yatıp sabah erken kalkan, programını hiç aksatmadan her gün koşan, yeşil salata yapmaktan hoşlanan, çalışma odasına gömülüp her gün belli saatler arasında çalışan türde birini beklemez. Bense insanların zihinlerindeki romantik yazar imajını bozarak yazmaya devam ediyorum.