Kuzguncuktan vapurla Beşiktaşa geçtim. Dolmabahçe sarayı önünde demirlenmiş olan İtilaf devletlerinin harp gemilerini gördüm. İçime bir hüzün çöktü. Biz dört yıl bunun için mi dövüşmüş, bunun için mi kan dökmüştük? Sanki yenilginin tek sorumlusu benmişim gibi başımı önüme eğdim. Kör olası talih bizi düşmanlarımızın bu kadar zebunu mu (gücsüz, aciz) edecekti?
İmparatorluğun bütün halkı Osmanlı ismiyle çağrılır ve bunlar Avrupalıların kendilerine neden Türk dediğini de bir türlü anlayamazlardı. Bu kelimeyi en ağır bir hakaret saydıkları için İmparatorluktaki yabancılarda kimseye Türk diye hitap etmezdi
Önünüzde iki seçenek vardır; ya çoğunluğun yaptığı gibi bu çelişkiye karşı başınızı çevirir, fark etmemiş gibi yaparsınız veya risk üstlenerek araştırmaya ve mücadeleye başlarsınız!..
Bir lider bulduk. Bu milleti ölümden kurtarma şerefinin bütün ağırlığını terazinin bir kefesine koyarak hiç kimsenin yapamayacaklarını yaptı. Biz, ondan sonrakiler herkesin yapabileceği tamamlama işlerini yapamadık.