Biyografi severler için, hatta metafizik aleme ilgi duyanlar için “ Vayyy be, adam neler yaşamış” dedirten bir kitap... Hatta sonlara doğru Alacakaranlık filmi gibi olaylar dönüyor.
Modern tıp, hastalıkların tedavisine odaklanmış durumdadır. Halbuki tıbbın asıl işi, sağlığı korumak ve sürdürmek anlamına gelen koruyucu hekimlik meselesidir. Bugün malesef kuşbakışı bakıldığında, tbbî yöntemlerin, ilaçların ve cerrahinin bize verdiği çok basit bir mesaj olduğunu görürüz. "Sen ye, iç, kafana göre takıl. Gönlünce tüket, haz al, dene, yanıl. Olurda sistemin bozulursa, biz seni onarırız." Yani özetle "Sen arıza verince bana gel." diyen bir sektör var artık elimizde.
“Lorenzonun yağı” filminde Lorenzo'nun babası, annesine “Doktorlar karanlıkta el yordamıyla ilerliyor.” demişti. O cümleyi yıllardır unutmam. Çok doğru bir tespitti.
Şems-i Tebrizi'nin de buna benzer bir sözü var.“İlim yolunda ilerlemek istediğinde insanlar seni hor görecek, seni incitecekler, buna sabretmelisin.” Benzeri bir cümleydi.