Uzun zamandır yaptığım ama yaptığımın yeni farkında olduğum şeyi paylaşacağım ve bu konuda yalnız değilim. Çünkü olmamalıyım.
Peki nedir bu?
Bu konuda da marjinal olmadığım ve başka insanların benden önce bu terimi kullandığına emin olduğum “hobi mezarlığı”
Yapamıyorum arkadaşlar. Önünü alamıyorum, devamını da getiremiyorum ama yine de sahip olmaya devam ediyorum.
Sosyal platformlarda çıkan her yeni aktiviteye sahibim. Ama bu hobileri yapmak için gerekli özveriye sahip bir insan değilim. Yapboz yapamam mesela. Heveslenip aldım, paketi açtım, parçaları gördükten sonra hayır diyerek paketin içine geri koyarak mezarlığımın en arka köşesine kaldırdım. Çünkü yapamam.
Hayatımın hiçbir bölümünde sanatsal bir kişilik olamadım. Profesyonel sulu boyama kitabı aldım. Anlamadım. Anlamaya da çabalamadım çünkü zorluklar karşısında kolay yolu seçen biriyim.
Vazgeçmek gibi.
Onu da gözümün önünden kaldırdım.
Junk journal yapmayı severdim. Ama annelere yüklenmiş olan, arada heyheyleri gelip “At her şeyi çöpe at. At!” özelliği bana da 30 yaş güncellemesiyle gelmiş olacak ki; ayda bir ne var ne yok atıyorum. Takım çantamın içini temizlemişim geçen, neden olduğuna dair hiçbir fikrim yok ama eminim geçerli bir sebebim vardır?
Kelime bulmacaları! “Evet ya, ablamla çok oynardık zamanında” dedim, özel yazar basım olanlarından bir tane aldım. Bilinçsiz tüketici kişiliğim o zamanki fiyata her ne kadar takılmamış olsa da, ay sonu yaklaştıkça bilincim de yerine geliyor sanırım ki gittikçe Ali Rıza Bey çaresizliğine bürünüyorum.
Bunu da yapmadım tabiki. Resimdeki ünlüyü de hiçbir zaman bilemezdim zaten. Kaldı ki bunu bir de farklı bir dilde çözeyim. Olacak iş değil.
Oyun konsolu aldım yine bir heves. Bana kim neden para harcama özgürlüğü vermiş hala anlayabilmiş değilim ya, her neyse. Oynarım