Halil Unes

Halil Unes
@Juafin
3 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
10/10
·365 syf.·
2016 289. kitabı
Eylül ilk olarak 1900 yılında, Servet-i Fünun dergisinde hikâye olarak yayımlanmış ve gelişen zaman süreçte büyük beğeni toplaması neticesinde, 1901 yılında kitap haline getirilerek Türk edebiyatı klasik romanları arasında kendisine pay edinmiştir. Etkin olduğu koşullar ile günümüz koşulları arasında ki farklılıklara rağmen, Eylül hala okunabilirliğini muhafaza eder. Çünkü Eylül, simgesel olarak yasak bir aşka konukseverlik yapmış olsa da, aslında saf ve tertemiz bir aşka timsaldir. Bir aşk düşünün ki bedensel arzular ile kirletilmemiş olsun! Bir aşk düşünün ki, sadece gözlerdeki bakışlarda yaşansın! O bakışlar ki bütün varlığınıza tesir edip, ruhunuzu etkisi altına alsın! Eylül, baharın sonlanması ile gelen kışın habercisi ya da şairlerin dizelerinde yansıttıkları gibi, keder ve ayrılığın ardından dile gelen hazan yağmurları! Nasıl ki yaprakların ağaçlara olan vedası, ayrılan sevgililerin ardından dökülen gözyaşlarına benzetilmesi gibi!... Boşuna mı hayıflanır insanlar, gelen kış mevsiminin habercisi olan o soğuk havaların dem vurmasıyla, geçip giden yaz günlerinin ardından! Kurguda da Suat'a hayatının bu çağı ömrünün, kadınlığının Eylül'ü gibi gelir. Süreyya ile evli olan Suat'ın hayatında bir şeyler eksiktir. Belki de son zamanlarda Süreyya'nın vurdumduymaz tavırlarıdır, kendisini değersiz ve önemsiz hissetmesini sağlayan. Kim bilir! Ne yazık ki çiftler arasında paylaşım azalınca ilişkilerin ortak resmidir, duygusal sadakatsizlikler! Aradığı ilgiyi yasak ilişkide bulan Suat, mantığı ve hisleri arasında sıkışıp kalır! Bir okur olarak Suat'ın yerinde olmak istemezdim. Her ne kadar vâki olanda hayır var, deseler de zordur seçim yapmak! Birine gitme, kal derken, diğerini yolcu etmek! Birini seçerken, diğerinden vazgeçmek! Yazar kitapta kişilik analizlerini
İlişkiler
EylülMehmet Rauf · İnkılap Kitabevi · 201749,9bin okunma
Halil Unes
Çok iyi anlatmışsın Serpil abla. Öğretmenimiz kitabın sonunu söylemişti ben de sonradan başladım. Kitapta Necip, Suad'ı öyle bir anlatıyor ki artık ben de görmek istedim, çok merak ettim nasıl bir güzellik bu. Bazı yerlerde dil çok ağırdı fakat yine de çok güzeldi. Kitabın sonuna doğru öleceklerine inanmıyordum kaçıp mutlu olacaklar sanıyordum lâkin... Fakat zaten ikisinin de isteği birbirinin yanında ölmek değil miydi? Duaları kabul oldu sonunda. Bir de beğenmediğim tek şey var kitabını sonunda Necip odaya girer girmez tavan çöküyor, keşke 2 çift bir şey deseydiler de öyle ölseydiler.