"Kurumlar bir kez daha karşısındaydı; onu kimliksiz bir kimliği kıskacına hapsetmek için fırsat kolluyorlardı. Bu artık alışık olduğu çaresiz bir döngüydü, bitmeyen bir kabus, ruhunu emen, tüketen. Onu kişiliğinden, düşüncelerinden, hayallerinden arındırıp bir sürünün parçası kılmak, bir sayı olarak görmek istiyorlardı. Tanımlamalar birbirini kovalıyordu: yurttaş, öğrenci, asker, tutuklu... Sanki o, "o" değildi; sadece tarif edilen kategorinin içinde bir sayıydı, bir istatistik, bir hiç. İşte en çok buna isyan ediyor, en ciddi mücadeleyi bu "sayılaşmaya" karşı veriyordu. "
"Ama bir kez geçti mi kim acıyı anımsayabilir ki? Acıdan geriye kalan bir gölgeden ibaret, zihinde bile değil, sadece bedende. Acı insanda iz bırakır, ama görülmeyecek kadar derinde. "