Büşbüş

"Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu. "
7/10
·384 syf.··
2024 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2024 23:52
Bir çağ düşünün: ikinci evliliğin ve evlilik dışındaki tüm ilişkilerin yasak olduğu; evlilik dışında var olan çocuklarınızın zorla sizden alınıp üst düzey yöneticilere evlatlık verildiği; kadınların erkeklerden bağımsız bir ismi dahi olmadan "sahiplendirildiği" erkeğin ismiyle anıldığı ve tabii ki kadınların sadece verimli bir toprak gibi elden ele değişip basit bir üreme aleti olarak kullanıldığı bir çağ... Bu çağda kadınlar sadece soyun devamını getiren, kendine ait düşüncesi, inancı, arkadaşı, aşkı, istekleri olmayan sadece rahmi olan bir hiçler. Erkeklerse son derece kusursuz, kısır olabilme ihtimali sıfır olan bir hata varsa kadındandır diyerek el üstünde tutulan eğer askeri bir başarı elde ettilerse birilerini hamile bırakana kadar kıyafet değiştirir gibi "Damızlık kız" değiştiren soylular. Bu çağda kadınsan ya soylu kabul edilen adamlarla ilişkiye girip hamile kalacak ya muhafazakarlık adı altında bu damızlık kız adaylarına eğitim verecek ya birilerinin hizmetçiliğini yapacak ya da kolonilerde ölüme terk edileceksin. Ve bunlardan hangisi olacağını sen seçemezsin birileri çoktan senin yerine karar verdi bile. Kısacası bu çağda, "Özgürlük hatırlanamayacak kadar uzaktaydı." Kitaba başladığımda süreci anlamak beni biraz zorladı. İsterdim ki karakter içinde bulunduğu çağı daha detaylı anlatsın; sürekli bir geçmişten bir şimdiden bahsedip şu an neredeyiz, bunlar kimin düşünceleri, bu insanlar kim gibi düşüncelere boğulmayayım. Yine de biraz devam ettikten sonra konunun nereye varacağını merak ettiğim için akıcıydı diyebilirim. Özellikle yarısından sonrası su gibi aktı. Ancak kitabın sonuna gelince hiç umduğum gibi olmadı ve bende biraz hayal kırıklığı yarattı. Kafamda bir yığın soruyla başbaşa bıtaktı beni.Gleninki neden bir anda pat diye kitaptan çıktı? Mayday
Kitap İncelemeleri
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·282 syf.··
2024 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2024 23:55
"Kaçıp gitmek istediğiniz yerin kaçtığınız yerle aynı olduğunu görmek tam bir aydınlanmaydı. Hapishanenin bir yer değil, bakış açınız olduğunu anlamak. Deneyimlediği, birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği, Nora'nın aldığı en garip dersti." Hayatında hiç bir şeyi "tam" yapamamış, hep birilerini mutlu etmeye çalışmış, herkes için mükemmel olmak isterken aslında herkes için adeta hayal kırıklığı olmuş hayatını baştan aşağıya pişmanlıklarla geçirmiş biri olsaydınız, artık dayanamayıp ölmek isteseydiniz ve size pişmanlıklarınızdan kurtulmanız için kocaman bir şans verilseydi ne yapardınız? İşte kitap tam olarak bunu anlatıyor. Karakterimiz Nora'nın içine attığı öyle çok pişmanlığı var ki artık nefes alacak yeri kalmadığı bir anda bütün paralel evrenlerde dolaşabilme şansı elde ediyor. Bir, Gece Yarısı Kütüphanesi'ne gidiyor ve hayatında verdiği en ufak bir kararın bile değiştirdiği binlerce hayat arasında geziniyor. Her seferinde farklı bir paralel evrene gidiyor ve ufak ufak pişmanlıklarından kurtulmaya çalışıyor. Siz de bu heyecanlı yolculuğu merak içinde takip ediyorsunuz. Yazar, karakteri paralel evrenlerde gezdirirken hepimizin içinde olabilecek pişmanlıklara yer verdiği için ister istemez karakterle farklı bir bağ kuruyorsunuz. Kitabın sonunda anlıyorsunuz ki aslında sadece bakış açımızı değiştirsek, kendi potansiyelimizi görsek nefes almak o kadar da zor olmayacak. Hayatta hep en iyi, en başarılı, en güçlü, en bilgili kısacası her şey olmaya çalışan herkes durup bir nefes almalı ve bu kitaba bir şans vermeli. Her şey olmaya çalışırken hiç bir şey olamadığını görmeli.
Kitap İncelemeleri
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
8/10
·544 syf.··
2024 7. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2024 22:57
"Fırtınalar fırtınaları doğurur. Hiddet hiddeti doğurur. Savaş savaşı doğurur. " O zaman savaşta kim haklı? Bir tarafta II.Leto'nun mirası "Altın Yol'u anlamaya çalışan, onu devam ettirmek isteyen Bene Gesseritler mi yoksa Dağılış'tan kaçan onları kendilerine gezegen arayan Saygın Analar mı? İki taraf da kendi düşüncesini korumak için var gücüyle savaşıyor. Bene Gesseritler, Saygın Analar'ın saldırısından ağır kayıplar yaşayınca çareyi yerini kimsenin bilmediği gezegenlerine saklanmakta buluyorlar. Ama onlar saklandıkça Saygın Analar şiddetin dozajını daha da artırıp sürekli farklı bölgelerdeki Rahibe Merkezleri'ni ele geçirip oradaki rahibeleri öldürüyorlar. Bu savaştan galip çıkmanın tek bir yolu var; esirleri eski Saygın Analardan biri olan Murbella ile ellerindeki Gulamları en iyi şekilde kullanıp beklenmeyen bir saldırı yapmak. Evet evet Gulamlar! Serinin başından beri Atreideslere bitmeyen borcu olan Duncan Idaho ve muhteşem Başar Miles Teg! Murbella ile Duncan'ın yaşadığı cinsel bağımlılık ile Teg'in uyanışı, Sheena'nın umutsuzca yeni solucanlar oluşmasını beklemesi, Murbella'nın eğitimi hepsi ama hepsi bu savaşla birlikte harmanlanıp bizlere sunulmuş. Gelelim kitabın bende bıraktığı izlenimlere: Kitap en başından itibaren öyle bir siyaset felsefesi yapıyor ki başlarda kitabı okumak benim için bir hayli zor oldu. Diğer kitaplar gibi aksın, beni içine alsın dedikçe felsefenin içinde boğuldum. Kitabın o yavaşlılığı karşısında gerçekten yazarın bir kitap daha yazmak istediğini okurken hissediyorsunuz. Kitap, sanki bütün olaylar bir sonraki kitapta çözülecekmiş gibi bir his veriyor. Sürekli bir rahibenin içsel yolculuğundan diğer rahibenin içsel yolculuğuna geçip her rahibenin kendi içinde sır gibi sakladığı fikirleri, korkuları olduğunu görüyoruz. Ve son yüz elli
Kitap İncelemeleri
Dune Rahibeler MeclisiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20202,333 okunma
9/10
·632 syf.··
2024 6. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2024 01:59
Kitaba yazarımız Frank Herbert'in oğlu Brian Herbert'in hazırlamış olduğu bir önsöz ile başlıyoruz. Neden beşinci kitaba kadar Brian tarafından yazılan bir önsöz yoktu da şimdi tam da bu kitapta bir önsöz var diye düşünürken anlıyoruz ki kitabın seyri için bize ipucu vermek istemiş. Frank Herbert, aslında Tiran'dan sonraki dünyayı anlatan yeni bir üçleme yazmak istemiş ve Dune Sapkınları da bu üçlemenin ilk kitabı olmuş. Serinin ikinci kitabı Rahibeler Meclisi'ni yazdıktan sonra yazarımızın ömrü üçüncü kitaba yetmediği için bu seri üçleme halinde sunulamamış tabii ki. Brian bu açıklamayı yaparak kitaptaki karakter ve olay örgüsündeki değişimin sebebini anlatmış. Bu açıklamadan sonra gelelim kitabın konusuna: Tanrı İmparator II.Leto'nun ölümüyle birlikte kumalabalıkları dört bir yana dağılıp eski adıyla Arrakis, yeni adıyla Rakis'in yeniden çölleşmesini böylece yeni kum solucanlarının oluşmasını sağlamıştır. Bene Gesseritler bir tarafta Siona'nın soyundan gelen kum solucanlarına hükmeden Sheena isimli bir kızı eğitip onun sayesinde solucanları kontrol etmeye çalışırken diğer tarafta Dağılış'tan dönenlerin gezegende yarattığı kaosu, savaşı bitirmeye çalışmaktadır. Yine bir yandan Theliaxlılar'dan aldıkları Gulam Duncan Idaho'yu kendileri için yetiştirmeye çalışırlarken diğer yandan Dağılış'tan gelen Saygın Analar'ın var ettiği "sapkınlığa" bir son vermek istemektedir. Şimdiye kadar perdelerin arkasından tüm gezegenlere yön veren, her şeyin kayıtlarını tutan, Tiran'ın gazabına en çok uğrayan Bene Gesseritler şimdi tüm olayların merkezinde gizliliklerini korumakla Altın Yol arasında seçim yapmak zorunda kalmıştır. Altın Yol'da ilerleyip insanlığı mı kurtaracaklar yoksa perdenin arkasından tüm gezegenleri manipüle ederek yönetmeye devam mı edecekler? Aksiyonu diğer
Kitap İncelemeleri
Dune SapkınlarıFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20212,798 okunma
Ben Tanrınızım!
9/10
·512 syf.··
2024 5. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2024 21:47
"Ben kutsal kumsolucanının, Şeyh Hulud'un dönüşüm geçirmiş haliyim! Ben Tanrınızım!" Serinin dördündünce kitabı tahmin edilebileceği gibi II. Leto ve bir sır gibi saklanan "Altın Yol" ile başlıyor. Üçüncü kitap ile dördüncü kitap arasında tam üç bin beş yüz yıl geçiyor ve bu sürede II. Leto içinde Ganimet ve Harikulâde'nin torunlarının torunları olduğu bambaşka bir gezegen yaratıyor. Öyle bir gezegen ki eski Dune'dan eser kalmayan, Fremenlerin su hayallerinin gerçek olduğu, bambaşka bir gezegen. II.Leto içindeki tüm kişiliklerle birlikte tek bu gezegeni değil tüm Uzay Loncası'nı, Bene Gesserit'i ve Theliaxları yüzyıllar boyunca yönetiyor. Bütün güç dengelerini alt üst ettiği için kimse tarafından desteklenmiyor ve kimse amacını anlamıyor. Yapayalnız kalmış bir şekilde Altın Yol'dan hiç ayrılmadan insanlık için çabalıyor. Altın Yol öyle bir yol ki bu yol için II. Leto kendinden vazgeçiyor. İşte üçüncü kitap tam olarak bu çabayı, II.Leto'nun bu yol için neler yaptığını anlatıyor. İlk kitap gibi aksiyon sahnelerinin çok yer almadığı, daha çok diyaloglar halinde ilerleyen kitap öyle güzel yazılmış ki kitabı okurken kendimi sürekli II. Leto'nun nereye varmak istediğini düşünürken buldum. Ama unuttuğum bir şey vardı: "O Tanrı, bizlerse faniyiz." 1980li yıllarda böyle olağanüstü bir dünyayı hayal edip kitap haline getiren yazara her bir sayfadan sonra daha da hayran kaldım. O yıllarda mükemmel bir bilgi birikimine sahip olması, şu anki zamanın da ötesinde bir hayalgücüne sahip olması biz okurlar için tam bir nimet.
Kitap İncelemeleri
Dune Tanrı İmparatoruFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20214,141 okunma