Otoriteryen toplumda hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Siyasetteki riyakârlık giderek tüm alanlara yayılır ve yozlaşma kavram olmaktan çıkıp pratiğe dökülür. Kelimeler farklı anlamlara bürünürken sapkınlık olumlu bir içerik kazanır. Riyakârlık erdeme dönüşür; sınavlarda kopya çekmek “yardımlaşma” sayılır; korkaklık bilgelik, rüşvet vermek zekâ göstergesi kabul edilir. Diktatörlüğün verdiği en büyük hasar toplumdaki tüm hakkaniyet kurallarının çiğnenmesidir bu yüzden dikta koşullarında eylemler her zaman mantıki sonuçlara yol açmaz.
Diktatörlüklerde toplum psikolojik olarak propaganda yoluyla sürekli kontrol altında tutulur. Düşmanlıklar ve görünmeyen düşmanlar, tehlikeler yaratılarak, yalanlar söylenir ve halkın yöneticileri hayranlığı yaratılır. Aslında tüm bu gizlilikler, Yalanlar, saptırmalar, uğraşmalar ve korkutmalar, diktatörlüklerin başarısızlıklarının, beceriksizliklerinin, yalanlarını, talanlarının ortaya çıkmasından korkulduğu, halkın her şeyi öğrenip ayaklanmasından endişe edildiği içindir.