Bu kitabı elime aldığımda, klasik bir Hollywood yıldızının skandallarla dolu hayatını okuyacağımı sanıyordum. Ama yanılmışım. Evelyn Hugo’nun Yedi Kocası sadece şöhretin, servetin ve skandalların hikâyesi değil; aynı zamanda aşkın, kimlik arayışının ve hayatta kalma mücadelesinin derin bir anlatımı.
Kitap, yaşlı bir yıldız olan Evelyn Hugo’nun, hayatını anlatması için genç bir gazeteci olan Monique’i seçmesiyle başlıyor. Monique neden seçildiğini bilmiyor, biz de bilmiyoruz. Ama Evelyn anlatmaya başladıkça, kendimizi büyüleyici bir hayat hikâyesinin içinde buluyoruz. Yedi koca meselesi başta dedikodu kitabı gibi gelse de hatta çoğu insana Hürmüz’ü andırsa da, her biri Evelyn’in hayatta kalma savaşındaki bir dönüm noktası. Asıl mesele kocalar değil, Evelyn’in gerçek aşkı ve onun uğruna neleri göze aldığı.
Evelyn’i sevdim mi? Hem evet hem hayır. O tam anlamıyla iyi ya da kötü biri değil. Hayatta kalmak, başarılı olmak ve sevdiği insanları korumak için bazen acımasız kararlar almış. Ama her sayfada daha insani, daha gerçek biri haline geliyor. Belki de onu bu kadar unutulmaz yapan şey de budur.
Kitabın en güzel yanı, sizi düşündürmesi. Şöhret gerçekten değer mi? Hayatımızın aşkı için neleri feda edebiliriz? Ve en önemlisi, toplumun bizden bekledikleriyle kendi gerçekliğimiz arasındaki o ince çizgide nasıl yürürüz?
Eğer etkileyici karakterler, duygu dolu hikâyeler ve Hollywood’un ışıltılı dünyasının ardındaki karanlık ilginizi çekiyorsa, bu kitabı okumalısınız. Ama uyarayım, bir kez okumaya başladığınızda elinizden bırakmak zor olacak!