Ünlü araba markası FORD şirketlerinin sahibi ve kurucusu olan Henry Ford tarafından milyonlarca dolar harcayarak elde ettiği bilgiler doğrultusunda 1920 yılında kaleme alınmış olan; içeriği dolayısıyla zamanında Yahudilerin saldırısına uğrayıp türlü hilelerle basımı yasaklanan ve basılı nüshaları toplatılan fakat her şeye rağmen hayatının son zamanlarında bu gerçekleri yayınlamayı kendine ve sinsi bir dış el tarafından bozulmakta olan halkına bir borç bilen Henry Ford tarafından yeniden yayınlanan muhteşem bir eser! İlk sayfasından son sayfasına kadar hayretle ama hayretsizlik içinde teessüfle okumuş olduğum bir kitap. Zira hep bildiğimiz fakat bilmezden gelerek gözü kapalı düştüğümüz aynı tuzaklar, hileler ve oyunlar yer alıyor kitapta. Eserin bir “Amerikalı Hristiyan” tarafından, hele de tanınmış olan bir Amerikalı Hristiyan tarafından yazılmış olması da İslam’a ve İslamî yazarlara, eserlere karşı olan kesimin de önyargısız bir şekilde okuyabilmesine vesile olacağı kanaatindeyim. Uyanmak ve uyandırmak için, üzerimizdeki ölü toprağını silkmek için kesinlikle okunması gereken bir eser.
Beynelmilel YahudiHenry Ford
Tek kelimeyle MUHTEŞEM bir eser!…
Her cümlesi derin mânâlar barındıran ve insanı mütemadiyen düşünmeye ve hayrete sevk eden ve geçmişten günümüze insan hayatını her daim etkilemiş olmasına rağmen esas anlamı üzerinde belki de hiç düşünmediğimiz bir konuya etkili bir şekilde açıklama getiren, kesinlikle tavsiye ettiğim ve edeceğim bir kitap.
Hayran olmamak elde değil… İbrahim Kalın
Öğretmenlerin, öğretmen adaylarının kesinlikle okumalarını tavsiye edeceğim basit, sade ama derin bir eser… “Öğretmen olmanın” esasında ne anlama geldiğini, ne denli gurur verici olduğunu her sayfasında hissettiren mükemmel bir kitap.
Ben ve meslektaşlarım adına, Halide Nusret Zorlutuna gibi“öğretmen” olmanın hakkını verebilmek duasıyla… Benim Küçük DostlarımHalide Nusret Zorlutuna
Cümle aralarına ara ara sıkıştırılan “Türklerin merhamet ve nezakete değmeyen barbarlar olduğuna” dair rahatsız edici kısımlar dışında oldukça zevkli ve akıcı bir oyun. Orijinal dilinden okunmasını özellikle tavsiye ederim. The Merchant of VeniceWilliam Shakespeare
“Tek başına olmak, alçakgönüllü isteklerde bulunmak, önemsenmeyen olmak, her yerde evindeymiş gibi hisseden bir yabancı olmak ve yalnız başına, güçlü adımlarla dünyayı fethetmek üzere yürümek.
…
İnsanın tek bir yerde kalmasının gerekliliğini işaret eden korkakça söylemler hayvanların sorgusuzca boyun eğmelerini hatırlatıyor bana; yük hayvanlarının esaret altında aptallaşması ve bir anda kafasına takılıveren koşum takımını memnuniyetle kabul etmesi gibi bir şey bu.”
Bu sözlerle açıklıyor Isabelle Eberhardt kendine seçtiği hayat yolunu. Yazar 27 yıllık kısa hayatını bir erkek kılığında geçirdiği Tunus, Cezayir ve Fas çöllerini ve oradaki yaşamı oldukça detaylı bir şekilde betimliyor. Sayfalar ilerledikçe neredeyse her bölümde “Çok ilginç!” dedirtiyor insana. Kendi ismiyle filmi dâhi çekilen Rus asıllı bu Müslüman hanımın çöldeki yolculuğu okunmaya değer bence. Isabelle Eberhardt