Dışarıdan bakıldığında birinin dalgın, kopuk ya da "orada değilmiş" gibi görünmesi çoğu zaman ilgisizlik olarak yorumlanır; oysa her zaman öyle değildir. Bazı anlarda zihin, yoğun duygusal ya da duyusal yükle baş edemediğinde kendini korumak için bağlantıyı geçici olarak keser ve buna dissosiyasyon denir. Bu bir tercih değil, sinir sisteminin kapasitesi zorlandığında devreye giren otomatik bir düzenleme biçimidir. Kişi o anda uzaklaşmış gibi görünse de aslında bedeni ve zihni elinden geldiği kadar denge kurmaya çalışıyordur.
Eğer bu kopukluk hali sık sık yaşanıyorsa, günlük yaşamı etkiliyor ya da kişi kendini uzun süre "bedeninde değilmiş gibi" hissediyorsa, bu durum üzerinde çalışmak mümkündür.
Psikoterapi sürecinde amaç, bu tepkilerin ne zaman ve neden ortaya çıktığını anlamak, kişinin duygusal kapasitesini güvenli bir şekilde genişletmek ve bedensel farkındalığı yeniden kurmaktır. Travma odaklı yaklaşımlar, duygu düzenleme çalışmaları ve bedene odaklanan teknikler bu süreçte oldukça etkilidir. Kişi zamanla kendini daha "burada", daha temas halinde ve daha dengede hissetmeyi öğrenir.
Bazen görünen şey bir eksiklik değil, sinir sisteminin kendini koruma biçimidir. Ve anlaşılmayı bekleyen tam olarak burasıdır.
~alıntı~