Okumak sadece edebi bir zevk meselesi değildir; dünyada değişimi başlatan bir damla olmalı insan. Her okuduğunda suyu daha da bulandırmalı ve durulmalı sonra güzelliğin yayılmasını izlemeli.
Eğitimci, Yazar, Drama Lideri, Türk İşaret Dili Tercümanı, Vantrolog
Ve asıl sıkıntı şurada:
Siz bu hayatın tüm yükü sizin omuzlarınızdaymış, hayatın sillesini siz yemişsiniz, Biz ise anne olmadığımız için tatlı bir rüyanın içindeymişiz ve partilerde coşuyormuşuz gibi davranıyorsunuz.
Bizim yaşadıklarımız hayat değil.Bizim yaşadıklarımız aşk da değil. Ha doğru ya siz hayatınızın en doğru evliliğini kafasını iPad’inden kaldırmayan ve sizinle sadece oğlanı ya da kızı kimin yuvadan alacağını konuşan adamla yaptınız değil mi?
Öyle sert davranıyorsunuz ki bize siz çocuk doğuranlar maç hep 1-0.
Biz aşkı da bilmeyiz anne olmayı da...Ama işte gözlerimiz hala iyi görüyor 2 km öteden sizin ne kadar dargın, yorgun, mutsuz olduğunuzu görebiliyoruz. Çocuğunuzun ne kadar akıllı ve cin gibi olduğundan başka bir şey anlatmadığınız doğru dürüst hatırımızı bile sormadığınızı hiç fark etmiyorsunuz.
Ve aslında biz her şeye rağmen Ah muhsin ünlünün gidiyorum bu kitabında yazdığı şu cümleyi size hediye ediyoruz:
“Ben gece korkunca istemediğim kitaplar okuyup anlamadığım annelere saygı duyuyorum.”
Anne olmayanlar, maddi ve manevi ve hatta fiziksel birtakım engeller nedeniyle olamayanlar ve belki de hiç olmayacaklar adına konuşmaz haddime düşmez. Lakin cenneti ayaklarımızın altına almadan da patates sepeti gibi oturmadığımızı anlatmam gerektiğine karar verdim.
Bir kere biz sizi ve çocuklarınızın ayrı ayrı kabul ediyor ve seviyoruz.
Yani kalkıp da bize “Bu sene yuvaya başlıyoruz” ya da “ Artık kakamızı söylemeye başladık“ Dediğinizde sizi lazımlık da otururken ya da yuvada küplerle oynarken hayal etmek zorlayıcı ama insan buna da alışıyor.
Ama bununla bitmiyor hikaye. Biz çocuk sahibi olmayanların anlamadığı çok başlık açıyorsunuz.
Başka anneleri hayattaki en büyük rakipleriniz yapmışsınız çocuğunuzun gittiği yüzme kursunu Yedi ilk balığın türünü ne zaman katılmamaya geçtiğinizi kaç ay emzirdiğinizi hastalandığında verdiğiniz ve hemen iyi gelen bitkisel karışımın tarifini veya çocuğunuza aldığınız İngilizce ilk adımlar kitabının adını bile saklıyorsunuz nereden mi biliyoruz çünkü bunu bize siz söylüyorsunuz. Ay hiç yani kimse bana bir şey öğretmiyor ki şimdi ona bu sırrımı veremeyeceğim durduk yere sizin samimiyetinizi sorgulamak zorunda bırakıyorsunuz. Durduk yere bize de hayatınızı eksik püksük anlattığınızı eskisi kadar samimi olayı olamayacağımızı bize siz düşündürtüyorsunuz.
Yine de ne kadar zorlansak da sizi tatlı vicdanlı çocuklar yetiştirme ihtimalimiz olduğu için sevmeye devam etmeye çalışıyoruz. Ama baktığımızda sadece gitardan koşturarak çıkıp jimnastiğe giden, Orada bir AVM de yüzünü boyadı doğum gününde arkadaşının hediyesini beğenme ya çocuklarınızı görüyoruz aramızdaki samimiyete güvenerek boş ver ya kursu mursu takılsın dediğimizde anne olunca anlarsın cevabını suratınıza yapıştırıyorsunuz.
Sanki topluma değilde Cv’si beş yaşından itibaren dolmaya
Eğer yolun dönüştürücü gücüne inanıyorsanız kesinlikle okuyun. Sade ve akıcı bir dili var. Çok sevdim. Hep derim tesadüf değil tevafuk. Derinden bir ah dedirtti bu kitap. Edebiyat öğretmeni değilim edebi inceleme yapamam ama hislerimi gayet güzel paylaşırım. Herkes okusun diye.