"Birinin göğsüne başını yasladığında,
bunun bir bedeli olur. Birinin varlığına başka bir yerde delirmeden yalnız başına uyuyamayacak kadar ihtiyaç duyarsan, bunun bir bedeli olur. Birinin yanında öyle gülersen..." Bir saniyeliğine gözlerini kapatmış, sanki bir anıyı anımsamış ve ardından yeniden aralamıştı. Tam burunlarımız çarpışacakken durduğunda nefesimi tuttum. "Birine bu kadar yaklaştığında, bunun bir bedeli olur. Birine bu kadar yaklaştığında ise..." Gözleri aşağı kaydığında neredeyse gözkapaklarım kapanacak kadar ağırlaşmıştı, başını hafifçe eğerek dudaklarını dudaklarıma hizaladı ama hiçbir şey yapmadı. Yalnızca birkaç santimetre aralık bırakmıştı. Sıcak nefesini dudaklarımın üzerinde hissediyordum ve bu çarpıntımı tetiklivordu.
"Arkadaş gibi değil mi?" Diye sordum meraklı bir tavırla.
“Ben mesela, Tosbik'le tanışalı daha ne kadar oldu ama onu da, vavrularını da onlardan uzakta olduğum her an düşünüyor ve özlüyorum. Sense haftalar, aylarca ziyarete gitmiyorsun Kayradağ'daki dağ evini... Özlemiyor musun Karayel'i?"
"Karayel'i özlemek... Evi özlemek gibi. Ev hissini. Sen mesela, evi özledim dediğinde burayı, anneni kastetmiştin. Ben seni evine getirdim ama sen dönmek istiyorsun çünkü aslında sana hissettirdikleriyle başa çıkamıyorsun. Ben de memleketimin, Karayel'in, o dağın bana hissettirdikleriyle başa çıkamıyorum. Bana annemi hatırlatıyor çünkü. Karayel'i özlemek... Annemi özlemek gibi Karaca. Ve ben annemi özleyemem."
Efes'in “Oğlum nerdesiniz lan?” söylenişi kulaklarımıza ulaştığında Kunt'un belime sarılı kolu gevşemişti.
“Ses çıkarmazsak gider." Dedi Kunt.
Kapının önünde göze göze geldiğimizde, içeride kimsenin olmadığını anladığı için geri dönen Efes'le karşılaştık.
"Karaca'ya evi gezdiriyordum." Dedi Kunt.
"Nasıl gezdiriyordun?" Efes'in kaşları havalandı, kafasını geri çektiği için çok hafif gıdısı çıkmıştı ve internette dolaşan meme'lere benzemişti.
"Nasıl gezdirmek? Nereleri gezdirdin?
"Hayvanat bahçesi gezdirdim Efes," dedi Kunt bıkkın bir sesle nefes verirken, Ardından yaslandığı yerden doğrulup Efes'i gösterdi. "Karaca, gördüğün üzere kafeslenmesi ve günde üç öğün samanla beslenmesi gereken su sıfatını okşadığım hayvan da yeni nesil boşboğaz oluyor, lafı götünden anlamak ve sarhoş olup peşinde dolandığı kadınların ismini ayılınca kalçasında bulmak gibi eşsiz özellikleri var. Türünün tek örneği."
"Kim?" "Ben?" Diye devam etti.
"Ulan birinizin adı Karaca, diğerinin Kunt mu kurt mu belli değil ama burada hayvan benim öyle mi? He? Öyle mi? Şimdi böyle mi olduk? Yazıklar olsun, haram zıkkım olsun bunca yıllık emeklerim sana Kunt Vidar Karyeli..."